23 Eylül 2008

MASUMİYET MÜZESİ – ZEYTİNYAÄžLILAR -

Kategori: OKUDUKLARIM, ZeytinyaÄŸlılar — Misss @ 10:55

Önce söyleyeyim unutmayayım, Mutfak Okulumuzda klasik kek tarifi eklendi konuk örtmenimiz ÖzlemciÄŸim beni kırmadı adım adım anlattı. Bence göz atmalısınız. :)

Ayrıca vereceÄŸim tarif ve fotoÄŸraflarla yazının hiç ilgisi yok. Ne olur baÄŸ kurmaya çalışmayalım. Lakin ben dünden beri nasıl baÄŸlayacağımı düÅŸünüyorum. Komik duruma düÅŸmeyeyim diye kalkışmıyorum. :))) bunuda söyleyeyim. BaÅŸlık ne kadar anlamsızsa iki konu birbiriyle o kadar ilgisiz :)))

GeçtiÄŸimiz günlerdeki yazımda size Orhan Pamuk’un kitabı "Masumiyet Müzesi"ni okuduÄŸumdan söz etmiÅŸtim. Orhan Pamuk hayranıyım ama  bildiÄŸiniz hayranlık benimki.. :) Her kitabını okudum hatta bazı kitaplarını birkaç kez okumuÅŸumdur. İstanbul’dan Kıbrıs’a gelirken hiç eÅŸya getirmedik, Kolilerce kitaplarım depoda duruyor. Hatta eÅŸyaları taşıması için bir nakliye firmasıyla anlaÅŸtım. Adamlar çalışma odamızdaki kütüphaneyi gördüklerinde abla ne iÅŸ yapıyorsunuz hocamısınız diye sormuÅŸtu. :) ve küfür ederek o kolileri taşıdılar duydum.. :) Duymamazlığa geldim. Neyse konu darmadağın olmadan iÅŸte o kitaplarımdan ayrılmak bana her ÅŸeyden zor gelmiÅŸti. Kıbrıs’a gelirken yanımda 5-6 kitap getirmeye karar verdim. 3′ü okumadığım kitaptı. DiÄŸer 2 kitapta Orhan PamuK’un kitaplarıydı. Biri Yeni Hayat diÄŸeri Kara Kitap. Yani adaya düÅŸsem (ki kıbrıs adasına düÅŸtüm yalan deÄŸil) :)) yanımda getireceÄŸim üç ÅŸeyden biri orhan pamuk kitabı olur. :)))))) … öyle çok severim kendisini..

2 yıl önce bir röportajında bu kitaptan 3-4 cümleyle bahsetmiÅŸti. O günden beri heyecanla bekliyordum.

Kitabın Arkasında ÅŸöyle yazıyor:

"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum."

Nobel ödüllü büyük yazarımız Orhan Pamuk’un üzerinde altı yıldır çalıştığı harikulade aÅŸk romanı bu sözlerle baÅŸlıyor..

Masumiyet Müzesi’ni okurken yalnız aÅŸk hakkında deÄŸil, evlilik, arkadaÅŸlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkındaki bütün düÅŸüncelerinizin derinden etkilendiÄŸini ve kitabın rengarenk dünyasından hiç ayrılmak istemediÄŸinizi göreceksiniz.

1975′te bir bahar günü baÅŸlayıp günümüze kadar gelen İstanbullu zengin çocuÄŸu Kemal ile uzak ve yoksul akrabası Füsun’un hikayesi: hızı, hareketi, olaylarının ve kahramanlarının zenginliÄŸi, mizah duygusu ve insan ruhunun derinliklerindeki fırtınaları hissettirme gücüyle, elinizden bırakamayacağınız ve yeniden okuyacağınız kitaplardan biri olacak. " diye devam ediyor.

Kitap kavruk, yakıcı bir aÅŸkı anlatıyor. Kendinizi bazen siyah beyaz türk filimlerinde hissediyorsunuz, ama yazarın yaptığı saptamalar sizi kendinize getiriyor. Gerçekten yaratılan dünyadan çıkmak istemiyor, karekterlere müdahale etmek istiyorsunuz. Ayrıca ben daha önceki kitaplarındaki karekterlerle de bir ÅŸekilde masumiyet müzesinde karşılaÅŸmaktan mutlu oldum..

Kitap yazarın diÄŸer eserlerine göre oldukça kolay okunuyor. Akıcı.. Ve kim ne derse desin bence Orhan Pamuk hayata dair parçaların tümünü analiz edip yazmakta usta. Bence kaçırmayın, bulduÄŸunuz yerde alın okuyun. :)

Ve kitabın adını taşıyan "Masumiyet müzesi" gerçekten açılıyor. Taksim’de bir yer hazırlanıyor. 70′lerden günümüze kitapta geçen eÅŸyaların sergilendiÄŸi bir müze bu. Kitapta müzeye giriÅŸ biletide göreceksiniz.  :)

Åžimdi hiç zorlamadan tariflere geçiyorum. :) Üstte gördüÄŸünüz zeytinyaÄŸlı havuç. benim bayılarak yediÄŸim bir lezzet. EÄŸer misafir ağırlıyorsam mutlaka bunu menüme eklerim. Hem kolay hem leziz. Daha önceden tarifini vermiÅŸtim. Daha önce tart üstünde sunmuÅŸtum. Bu böyle bildiÄŸimiz porselen içinde sunulmuÅŸ hali. :))) Tarif burada. ZeytinyaÄŸlılar festivalinde birincilik kazandığım tarifim için de buraya.

BARBUNYA PİLAKİNİN TARİFİ :

Malzemeler:

1/2 kg. kabukları ayıklanmış taze barbunya 
1 adet orta boy patates
1 büyük kuru soÄŸan, 2 orta boy yeÅŸil biber
1 yemek kaşığı salça
1 büyük domates
2-3 diş sarmısak
zeytinyağı
1 limon, tuz

Hazırlanışı

1- Taze barbunyaları tuzlu kaynar suda yumuÅŸayana kadar haÅŸlayın. Suyunu süzün.
2- Tencereye zeytinyağını, küp doÄŸranmış soÄŸanları koyup, çevirin. pembeleÅŸince içine doÄŸranmış biberi, salçayı ve domates rendesini ekleyin.
3- Küp küp doÄŸradığınız patatesi ve bir bardak suyu ekleyip yumuÅŸayana kadar tencerenin kapağı kapalı olarak piÅŸirin.
4- Barbunyaları ve limon suyunu ekleyin.
5- Barbunyaların üstünü geçecek kadar sıcak su ekleyin, suyunu çekip, yağına kalana kadar piÅŸirin.
6- Yemek soÄŸukken servis yapın. Limon, maydanoz ile süslenebilir. Afiyet olsun.

05 Eylül 2008

HURMALI KEK VE TURUNÇ KOKULU DÜŞLER

Kategori: OKUDUKLARIM — Misss @ 10:55

Hani geçtiÄŸimiz günlerde bir yazı yazmıştım. Kıbrıs’ın nesini seviyorum diye. O yazıyı yazmama sebep olan kiÅŸi Tijen‘di. Ben Tijeni ilk "Her Güne Bir Yemek " kitabıyla tanıdım. Ve hayranı oldum. Sonra blog dünyasında rastalaşınca, o sıcacık kalbiyle tanışınca daha bir sevdim.

Yeni çıkan kitabı "Turunç Kokulu DüÅŸler’"de diÄŸer okuduÄŸum kitapları ve yazıları gibi güzel. Kitap öyle hoÅŸ ve içten bir anlatıma sahip ki sanki mutfakta otururken, çok sevdiÄŸiniz dostunuz size neler yaptığını anlatıyor gibi…

Ben pazarları çocukluÄŸumdan beri çok severim. Canım ananeciÄŸimle ve ablacığımla çıktığımız Mudurnu’daki pazarları unutmam mesela. Her pazara gidiÅŸimizde ananemin köylü teyzelerle yaptığı sohbetleri, yanlarına oturup konuÅŸmasını, eÄŸer o gün pazarda köylü teyze-amca yoksa merak edip yanındakilerden iyimi diye hatırını sormasını, pazarda tanıdıkları görüp, dura kalka ilerleyerek yürümeyi, ve en sonunda yumurta almaya gittiÄŸimiz amcada gördüÄŸümüz civcivleri sevip civ civ isterim diye tutturmamı, ananeciÄŸimin kırmayıp civciv almasını hiç unutmam. Evde az ÅŸazimentler, ÅŸaziyeler beslemedik.:))

Sonra Bolu’ya taşındığımızda ve biraz büyüdüÄŸümde anneciÄŸimle çıktığımız pazarları da unutmam. Daha çok yük taşıtılan kiÅŸi olarak görmüÅŸümdür kendimi ama :) (genelde ergenler o nedenle pazarlara götürülür) hiç ÅŸikayetçi olmadım, hep keyifle çıktım pazarlara. Taze sebze meyveyi görmek beni hep mutlu etti….

İtalya seyahatimde Floransa’da olan yerel halkın gittiÄŸi pazarın tarifini alıp gök yarılmış gibi yaÄŸmur yaÄŸmasına raÄŸmen o pazarda gezmem sanırım bu sevgiyle anlatılabilir. :) Ya da delilikle…

İşte Tijen’in bu kitabını okurken de aynı mutluluÄŸu yaÅŸadım. Tijenle, turunç kokan sokaklardan geçerek Antalya pazarlarını gezdim, kokuları duydum, onunla birlikte mutfaÄŸa girip yemek hazırladım.. Kısacası ben bu yemek günlüÄŸünü pek sevdim. 

İçinde 99 tarif var. Hepsi Tijen’in kendi deneyip ortaya çıkardığı tarifler. Hepsi çok saÄŸlıklı çok hoÅŸ. ben kitabı okurken dayanamayıp en az 6-7 tarif denedim sanırım. Ama üstteki keke bayıldım. Çünkü hem saÄŸlıklı, hem inanılmaz pratik hem de Ramazana yakışır. :) Yumurtasız ve ÅŸekersiz bir kek…

Tijen, kattığın güzellikler için teÅŸekkürler.

Malzemeler:

250 gr. hurma
2 su bardağı un
1 çay kaşığı karbonat
1 limon ya da portakal kabuÄŸu
1/2 su bardağı zeytinyağ

1 çay bardağı iri dövülmüÅŸ ceviz. (ben ekledim)

Hazırlanışı:

1- Hurmaların çekirdeklerini ayıklayıp bir tencereye koyun. Üzerini hafif geçecek su koyup kaynamaya bırakın.
2- Kaynayan ve haÅŸlanan hurmaları kenara alıp soÄŸumasını bekleyin. Blanderdarn geçirin.
3- Hurmanın içine elenmiÅŸ un , karbonat rendelenmiÅŸ limon kabuÄŸunu, cevizi ve zeytinyağını ekleyip karıştırın. YaÄŸladığınız fırın tepsisine oldukça ince ÅŸekilde dökün.
4- Önceden ısıtılmış fırında 15-20 dakika piÅŸirin. İnce olduÄŸundan çabuk piÅŸecektir. Afiyet olsun.

20 Temmuz 2008

ÇEKİRDEKLİ POĞAÇA

Kategori: OKUDUKLARIM — Misss @ 10:55

Bugünlerde aptal yerine konulmaya ifrit oluyorum. Bakmayın bugünlerde dediÄŸime. Hayatım boyunca aptal yerine konmaktan nefret ettim. Gelsin yüzüme istediÄŸini söylesin ama kendini kurnaz görüp aptal yerine koymaya çalışmasın. Bu bir kurumda olabilir, bir insanda olabilir. Ve en önemliside bu durum anlaşıldığında insanların yüzüne nasıl baktıklarıdır. Åžimdi başımıza bir de satış stretejisi, pazarlama taktiÄŸi lafları çıkardılar… Yok kardeÅŸim bu laflara sığınıp sahtekarlık yapmayın gözünüzü seveyim. Neyse ben böyle celallenmeden neler olduÄŸunu anlatayım.. :))) Zaten baÅŸka ÅŸeylere de var kızgınlığım aÅŸağıdaki konu az önce hırslandığım bir konu sadece.. :)))

Her İstanbul’a gidiÅŸimde (genelde iÅŸ için gidiyorum ve zamanım kısıtlı oluyor), arada derede de olsa bir kitapçıya kendimi atarım ve not aldığım kitapları alır çıkarım. Bu her gidiÅŸimde böyle olur. Burada istediÄŸim kitapları bulamadığımı daha önce anlatmıştım. Yine notlarımı almışım, okumak istediÄŸim kitapları listelemiÅŸim. Ama bu gidiÅŸim öyle koÅŸturmaca ve yoÄŸun olarak geçti ki bir türlü kitapçıya uÄŸrayamadım. Dış hatlar terminalinde bulunan DR’dan alırım dedim. Aslında DR’lardan ve o tip yerlerden alışveriÅŸ yapmayı hiç sevmem, daha çok bağımsız kitapçıları tercih ederim. Daha bir samimi gelir. Neyse bu ayrı bir yazı konusu.. :)

DR’a gittim. Yaptığım listedeki kitapları kucağıma yığıyordum ki bir kitap dikkatimi çekti. Yeni çıkan polisiye ve gerilim tarzındaki kitapları oldukça yakından takip ederim. Farkettim ki bir kitap gözümden kaçmış. Büyük bir heyecanla elime aldım. Hem Türk, hem bir kadın yazara ait polisiye!!! gerilim !!!! romanıydı. Elimdeki listenin dışına çıkmayacağıma kendi kendime söz vermiÅŸtim. Lakin çıkmaya baÅŸlayınca kendimi tutamayıp bir sürü kitapla kitapçıdan çıkacağımı biliyorum. Tecrübeyle sabittir. Listemde bulunan bir kitapla deÄŸiÅŸtirmem gerekiyordu. Çok zor bir kararla elimdeki kitaplardan birini bıraktım ve bu kitabı aldım. 4-5 defa gidip bırakıp diÄŸerini alıp yeniden fikrimi deÄŸiÅŸtirdiÄŸimi söylemeden edemeyeceÄŸim, hafif kararsız olduÄŸum herkesçe bilinir. :))))

Kitabın adı "Kocama Tuzak Kurdum" Yazarı : Åžule Åžahin. Yazarın psikolog olması, kitabın köÅŸesinde yazan kadın polisiyeleri dizisi cümlesi dikkatimi çekmiÅŸti. Hem de ikinci kitaptı. Alala nasıl gözümden kaçmış dedim.. Birinciyimi almalıyım diye düÅŸündüm ama klasik DR sendromu birinci kitabı bulamadılar. Kitabın arkasında ÅŸöyle yazıyor;

"""Kadın polisiyeleri dizisinde nefes kesen bir gerilim romanı daha…
… Åžule Åžahin’den yine cinayet, yine aÅŸk ve yine psikolojik çözümlemelerle dolu heycanlı bir kadın polisiyesi…
Aldatılan ve intikam almaya yemin eden kadınların sesi bu kitaptan yükseliyor.. Sıradan bir kadının, intikam meleÄŸi haline geliÅŸinin öyküsü.. Hayata ve kadınlara dair herÅŸey ..
Bir kadının adım adım uyguladığı intikam planları ve kocasına kurduÄŸu tuzaklar… Son satırına kadar elinizden bırakamayacağınız, soluk soluÄŸa okunan enfes bir duygusal gerilim …
Ve iÅŸte kadınlarla erkekler arasındaki fark..! Kadınlar intikam planı yapar ve uygular, erkeklerse akıllarına ilk geleni…""""

 Listemdeki kitaplardan severek aldığım Cüneyt Ülsever’in Hisarüstü Cinayetleri kitabını 2 günde bitirdim. Keyifle okudum. Ardından Mesut ile Orhan Pamuk’un Öteki Renkler kitabını kim okuyacak ben sen tartışmasına girmiÅŸtik ki aaa dur dedim ben ÅŸu kitaba baÅŸlayayım hem Mesut’a bir mesaj vermiÅŸ olurum. :)))

Evet ÅŸimdi kısaca kitapla ilgili görüÅŸlerimden söz edeceÄŸim sonra üstteki konuya baÄŸlayıp en sonunda çekirdekli poÄŸaça ile birleÅŸtirip ÅŸahane ÅŸekilde harmanlayıp yazıya son vereceÄŸim. :) 

Kitap polisiye deÄŸil gerilim hiç deÄŸil. Tamamen kitap satışını arttırmak polisiye kitapların ÅŸu sıralar revaçta olduÄŸu fikriyle ortaya çıkmış çok zeki arkadaÅŸların planladığı bir streteji mi?!?!?! Kitapda polis olduÄŸu doÄŸru. Pek kitapta söz edilmesede varlığını hissediyorsunuz. :) Gerilimli bölümler ise sanırım :)) kahramanımızın kocasının gizlice cep telefonunu karıştırması, yakalanma korkusu ve bu tip sahnelerden ibaret. Hımm son sahnedeki çok gerilimli bölümü unuttum pardon.. Kitaptaki karekterlerin içi boÅŸ, karekterler ise Allah’a emanet, karekterlerin özellikleri olması için zorlanmış (bakınız; komiserin masasının dağınıklığı, kıyafetinin uyumsuz olması), Bahar denen karekterin fostrik karekter yapısına hiç dalmayacağım.. (Fostirik lafı Türk dilinde yok, ilk ve son kez kullanılıyor farkındayım tamamen benim o karekter ile ilgili söylecek kelime bulamamdan kaynaklanıyor) , Kitapta karşınıza çıkan bir olayın, sonradan kullanılacağı, bir ÅŸekilde önünüze getirileceÄŸi o kadar kolay anlaşılıyor ki (kablo tv minibüsnünün yapıştırılması, çocuÄŸunun internet kullandığıyla ilgili bilginin bir ÅŸekilde araya sıkıştırılması gibi) .. Daha söz edilecek o kadar acemilikler ve mantık hataları mevcut ki daha fazla yazmak bile istemiyorum.

Peki beni ifrit eden ne ? Bu kitabın Celil Oker’in, Ahmet Ümit’in, Birol OÄŸuz’un yazdıklarıyla aynı reyonda ve polisiye kitap olarak sunulmasıdır…

Åžimdi gelelim çekirdekli poÄŸaçaya ben bu kitabı okurken bu poÄŸaçanın çekirdeklerini bizzat el deÄŸmeden aÄŸzımla çıkardım.. :)))) Yalan yalan … Çıkarılmışı vardı. Konuyu baÄŸlayabileyim diye öyle ÅŸdedim :))) Bu da itiraftır. Kahvaltı için nefis bir alternatif.

Malzemeler:

1 yumurta akı
2 yemek kaşığı yoğurt, 1 yemek kaşığı yoğurt suyu
80 gr. oda sıcaklığında tereyağ
1 paket kabartma tozu
1 tatlı kaşığı tuz
Yeteri kadar un

üstü için:
ay çekirdeÄŸi içi 1 çay bardağı
1 yumurtanın sarısı

Hazırlanışı:

1- Yumurta akı, Yoğurt, tereyağ, kabartma tozunu bir kapta elinizle karıştırın. Yavaş yavaş un ekleyerek kulak memesi yumşaklığında bir hamur elde edin.
2- Küçük bir tabakta yumurta sarısını çırpın. Hamurdan cevizden biraz büyük parçalar alıp yuvarlayın, elinizle bastırın.
3- Küçük bir tabaÄŸa çekirdek içlerini koyun. PoÄŸaçaları önce yumurta sarısına sonra çekirdek içine batırıp önceden ısıtılmış 170 derece fırında üstleri kızarana kadar piÅŸirin. Afiyet olsun

20 Åžubat 2008

ÇİLEKLİ MİNİK PASTALAR

Kategori: OKUDUKLARIM — Misss @ 10:55

Cumartesi sabahı bahçe kahvaltısını yazdıktan sonra Türkiye’den Kıbrıs’a atılan kartoplarıyla bizim havayıda serinlettiÄŸinizi söylemeliyim. :)))) Ama bugün yine parlak bir güneÅŸ karşıladı bizi. Kartopu atmayı durdurun lütfen :)))

Haftasonum süpper geçti. Hep keyif aldığım ÅŸeylerle uÄŸraÅŸtım. Önce güzel bir yiyecek alışveriÅŸi yaptım. Marketlerde gördüÄŸüm çilekleri beÄŸenmiyordum. Haftasonu nefis çilekler buldum. Dayanamadım aldım.  Sonra bol bol kitap ve dergi okudum. Sonra film ve dizi seyrettim. Bol bol sinema keyfi yaptım. Bir taraftan çalıştım ama evden çalışmak çalışmak gibi olmuyor. BaÅŸka ÅŸeylerle uÄŸraÅŸabildiÄŸiniz için beyniniz daha rahat oluyor.

Aslında geçmiÅŸ aylarda bitirdiÄŸim bir kitaptan ne zamandır size söz etmek istiyordum. Bu kitap Elif Åžafak’ın Siyah Süt adlı yeni kitabı.

Siyah Süt Elif Åžafak’ın bir nevi otobiyografisi denilebilir. Hamile olmayı, çocuk sahibi olmayı aklından bile geçirmeyen Elif Åžafak bir gün gelir çocuk sahibi olur..  Çocuk sahibi olma süreci, olduktan sonra yaÅŸadıkları. Pospartum Depresyonu …

Dünya edebiyatındaki farklı sosyal, kültürel, siyasal geçmiÅŸlerden gelen kadınları örnek göstererek kendi iç çatışmasını bizlere yansıtıyor. 

"Bir tarafta müthiÅŸ kutsallaÅŸtırılmış bir annelik anlayışı var, öbür tarafta da biraz kadın dergilerinin pompaladığı baÅŸka bir ÅŸey: ’süper diÅŸi, süper anne’ imajı… ‘kariyer de yaparım, çocuk da, her ÅŸeyi mükemmel yaparım’ diyen ikinci bir söylem. ne bu söylem, ne de öbürü bize anneliÄŸin zaman zaman gölgeli baÅŸka yanları da olabileceÄŸini gösteriyor. sürekli cilalanmış, romantikleÅŸtirilmiÅŸ bir annelik mefhumu var. yanlış anlamayın, annelik çok güzel bir ÅŸey, ben bunu sorgulamıyorum ama ÅŸunu söylüyorum, kadınları zaman zaman sarsabilen bir ÅŸey!" diyor Elif Åžafak.

Kitap ismini ÅŸöle bir varsayımdan almıştır. Anlatıldığına göre eskiden doÄŸum yapan kadınları bir döÅŸeÄŸe yatırırlarmış ve döÅŸeÄŸin üzerine de bir çan baÄŸlanırmış. Çan çaldığında anlarlarmış ki kadına cinler musallat oldu. evdeki diÄŸer kadınlar çanı çekmeye baÅŸlarmış. bir yanda cinler bir yanda kadınlar. yaklaşık 40 gün boyunca cinleri kovmaya çabalarlarmış bu ÅŸekilde. Cinler pes edip giderse kadın sütünü saÄŸlıklı bir ÅŸekilde verir ve doÄŸum sonrası depresyonundan da çıkarmış, cinler galip gelirse ise süt gri bir renk alırmış ki buna da siyah süt demiÅŸ yazar.

İç sesleri korosu kitaptaki en sevdiÄŸim kısımdı. Kitabı okurken kendi iç seslerimi düÅŸündüm. Benim düÅŸündüklerimi ne güzel ifade etmiÅŸ, içimdeki parmak kadınlardan Elif Åžafak’ında içinde varmış dedim her okuduÄŸum sayfada…

Kısaca ben anne deÄŸilim. Anne olmak istiyorum ama bazen anne olmak en uzak ÅŸey geliyor. Benzer soru iÅŸaretleri kafamdaki. En büyük korkum becerememek.

Kısaca kitabı çok beÄŸendim. Anne adaylarının, annelerin, tüm kadınların okuması gereken bir kitap. Tavsiye ederim.

Kitabın yanında da önerim minik çilekli pastalar. Bu pasta canım luluÅŸumun geçmiÅŸ doÄŸum günü için olsun… Bir de kuÅŸumun hazırladığı etkinliÄŸe gitsin. Kolay gelsin minik kuÅŸum… Tarif canım saliham’ın bana gönderdiÄŸi Anne Willian’ın meyveli tatlılar ve pastalar kitabından. Kitabı elime ilk aldığımda gönlümü coÅŸturan bir tarif. CoÅŸturduÄŸu kadar varmış :)))

 Malzemeler:

3 çorba kaşığı küplere ayrılmış tereyaÄŸ (60 gr.)
2,5 su bardağı un
1 çorba kaşığı kabartma tozu (15 gr.)
1/2 çay kaşığı tuz
3 çorba kaşığı toz ÅŸeker
200 ml. krema
1 paket krem ÅŸanti
3/4 su bardağı soÄŸuk süt
300 gr. çilek
1-2 yemek kaşığı şeker
1-2 yemek kaşığı çilek likörü (ben kendi yaptığım likörü kullandım)

Hazırlanışı:

1- 300 gr. ayıklanmış çileÄŸi uzunlamasına ince ince doÄŸrayın. Bir kabın içerisinde ÅŸeker ve arzu ederseniz likörle harmanlayın. beklemeye bırakın.
2- Dİğer bir tarafta süt ve krem ÅŸantiyi mikser yardımıyla çırparak hazırlayın. YoÄŸun bir krem ÅŸantimiz olmalı.
3- Fırın tepsisine yaÄŸlı kağıt serin ve önceden 180 derecede fırını ısıtın.
4- Derin bir yoÄŸurma kabının içine unu eleyin. Tuz, tozÅŸeker, ve kabartma tozunu ilave edip karıştırın. Ortasına bir havuz açın. oda sıcaklığındaki küp küp kesilmiÅŸ tereyağını koyun. yağı elinizle unla harmanlayarak ufak hale getirin.
5- Karışımı parmaklarınızla ufalayın ve havadan böyle sıpıttırmak suretiyle havalanmasını saÄŸlayın. Yani böyle avuçlarınızla alın ve bir karış yukardan ufalayarak kaba geri gönderin. (uyyy ne zor anlattım) :))
6- Karışımın ortasına tekrar bir havuz açın ve ortasna krema dökün. Hafif spatula yardımıyla karıştırıp hamur haline getirin. Çok fazla karıştırırsanız piÅŸtiÄŸinde pasta hamurunuz sert olur. DİKKAT.
7- Topaklar tamamen kaybolana kadar un serili tezgahta yoÄŸurun. Hamuru un serili tezgahta 1 cm. kalınlığında açın. Bisküvi, kurabiye kalıbınızla kesin. YaÄŸlı kağıdın üzerine koyup önceden ısıtılmış fırında üstleri hafif kızarana kadar piÅŸirin.
8- PiÅŸen pastacıklarımızı ızgara telin üstüne alıp soÄŸumalarını saÄŸlıyoruz. Testere ÅŸeklindeki bıçakla soÄŸuyan pastaları ortadan ikiye ayırıyoruz. Dikkat edin ufalanabilir.
9- Alt tabanın üstüne ÅŸekerli karışımlı çileklerden diziyoruz. Üstüne hazırladığımız krem ÅŸantiden koyup üstünü kapatıyoruz. Afiyetle koca bir tepsiyi yiyoruz :)))

Sevgiler…

30 Nisan 2007

BADEMLİ BAR KURABİYE VE DEĞİŞİK BİR LİMONATA TARİFİ

Kategori: Kitaplar, Kurabiyeler, OKUDUKLARIM, İçecekler — Misss @ 10:55

Ben hamak-kitap sezonunu açalı 2 hafta oluyor. :) Ama elimdeki kitap öyle yapıştı ki bir türlü bitiremedim neredeyse bir aydır elimde ama sonunda İstanbul’dan yeni gelen kitaplarımın verdiÄŸi gazla bitirdim…

Bazen kitap ne kadar güzel olursa olsun elimde kalabiliyor. Bu kitaba takılıp kalmamdaki en önemli neden de bitirdiÄŸimde okuyabileceÄŸim kitabın olmamasıydı… neyse amma uzattım.. :)

Ben bu kitabı Evcini’nde görmüÅŸtüm. Merak etmiÅŸ İstanbul’a gittiÄŸimde hemen almıştım. Yazarı Jason Goodwin. Goodwin, Osmanlı İmparatorluÄŸu üzerine yaptığı çalışmalarla tanınıyor.

Osmanlı İmparatorluÄŸunun konu alan kitapları hep sevmiÅŸimdir. Bir dönem Safiye Sultan serisini bir solukta bitirdiÄŸimi hatırlıyorum. Haremdeki komplolar, iktidar savaÅŸları, Osmanlı imparatorluÄŸunun güçlü olduÄŸu dönemler, stretejiler hep ilgimi çekmiÅŸtir. Bir de özel olarak polisiye kitaplara ilgim vardır. Türkçeye çevrilmiÅŸ polisiyelerin büyük çoÄŸunluÄŸunu okumuÅŸumdur. Bu kitap ise hem Osmanlı imparatorluÄŸunu konu alıyor, hem polisiye tarzında yazılmış, yani anlayacağınız tam benlik.. :)

Kitabın arkasından küçük bir alıntıyla kitabı daha iyi anlatabilirim belki : " Yıl 1836. Yer Osmanlı İmparatorluÄŸu. 2.Mahmut Dönemi. Sultan bir yandan Batı’ya ayak uydurma gayretiyle yenilik hareketlerine giriÅŸirken bir yandan da devlet içindeki karışıklıklarla uÄŸraÅŸmaktadır. Olaylı günlerde Yeni ordu mensubu bir subay cesedi bulunur ve Sultan’ın gözdelerinden biri haremde boÄŸularak öldürülür. Sultan cinayetlerin aydınlanması için Yasin’i görevlendirir. Tarih’in ilk hadım dedektifi olan Yasin olayı 10 günde çözmek zorundadır. "

Kitapta Yasin’in verdiÄŸi Midye Dolması tarifi eÄŸer seviyorsanız denemeye deÄŸer. Evcini denemiÅŸ ve sonucun iyi olduÄŸunu yazmış. Jason Goodwin aynı zamanda bir yemek sever ve yemek ile ilgili konuları seviyor. Kitabı okurken birden yemek tarifiyle karşılaÅŸmak çok hoÅŸ bir duygu veriyor insana… Ben kitabı çok severek okudum. DediÄŸim gibi polisiye ve Osmanlı imparatorluÄŸunu konu almış kitapları seviyorsanız ÅŸiddetle tavsiye ederim.

Ben kitabımın sonunu getirirken Limonata içip bol bol bademli kurabiye yedim. Size de tavsiye ediyorum. Limonatanın tarifi Evcininden alınmıştır. Sevgili Evcini tarif ve kitap için çok teÅŸekkürler… Ben birkaç ekleme yaptım… Bu limonatayı geçen seneden beri yapıyorum böyle lezzetli bir limonata daha önce içmedim. Sıcak yaz günlerinde hem serinletiyor hem de insana yeniden yeniden içme isteÄŸi yaratıyor. İşte tarif:

Malzemler:

5 adet limon
3 su bardağı su
2 su bardağı toz şeker
1/2 lt. maden suyu
Taze nane

Hazırlanışı:

1- Limonların kabuklarını soyup bir kabın içine koyuyoruz. 2 su bardağı suyu kaynatıp limon kabuklarının üzerine döküp üstüne kapak örtüp bekletiyoruz.
2- 1 su bardağı su ve 2 su bardağı şekeri sos tenceresinde kaynatıp hafif bir şurup olmasını sağlayın.
3- DiÄŸer tarafta limonları sıkıp suyunu limon kabuklarına ilave edin. Åžekerli ÅŸurup soÄŸuduktan sonra limon kabuklarının olduÄŸu karışıma ilave edin. Bir süre bekletikten sonra süzdürün.
4- SüzmüÅŸ olduÄŸunuz limon karışımın içine sodayı ekleyip kapaklı bir ÅŸiÅŸeye koyun. Buzdolabında muhafaza edebilirsiniz.
4- Ben servis yaparken taze nanenin üzerine 1 çay kaşığı ÅŸeker koyup havan yardımıyla suyunu çıkarıp bardağın içine koyuyorum. üzerine limonata üzerine birkaç dal nane ekleyip buzla servis yapıyorum. Afiyet olsun.

Not: Heycan isteyenler, 1 çay kaşığı zencefil ekleyebilirler.

Bu bademli bar kurabiyeleri ise Bebeklimutfak Rabiacığımın sitesinde görmüÅŸtüm. Hemen yapmak istedim. Denedim. Sonuçtan memnun kaldım. Özellikle limonatayla ÅŸahane gittiÄŸini söyleyebilirim. Rabiacığım tarif için teÅŸekkürler… Ben birkaç ekleme yaptım. Evde malzeme bulamadığımdan :)

Malzemeler

Hamur için:

1 su bardağı çavdar un (orjinal tarifte beyaz un vardı, bizim evde yoktu :))
2 yemek kaşığı tepeleme dolu toz şeker
90 gr. küp kesilmiÅŸ soÄŸuk tereyaÄŸ
bir fiske tuz
1 su bardağı hindistan cevizi

Üstü için:

2 yumurta
yarım su bardağı su
5 yemek kaşığı toz şeker
1 çay kaşığı tarçın
1 çay kaşığı limon rendesi
1 su bardağı çekilmiÅŸ badem
1 çay kaşığı vanilya (ben yumurta kokusu olabilir düÅŸüncesiyle vanilya ekledim.)

Hazırlanışı:

1- Tüm hamur malzemelerini mutfak robotunuza ya da rondoya alıp ufalanıncaya kadar karıştırın. Yoksa elinizde de yoÄŸurabilirsiniz. Hamuru elinizde toparlayıp küçük tart tepsisine bastırarak yayın. Önceden ısıtılmış 170 derece fırına sürün.
2- Hamur piÅŸerken üst malzemeleri hazırlayın. Rondoya çekilmiÅŸ badem hariç tüm malzemeleri koyup karıştırın. En son çekilmiÅŸ bademi ekleyin karıştırın. PiÅŸmekte olan hamuru fırından çıkarıp üzerine yayın. Sonra yeniden fırına sürün. PiÅŸtiÄŸinde fırından çıkarın soÄŸuduÄŸunda dilimleyip servis yapın. Afiyet olsun. :)