12 Mart 2010

ÇİÇEK EKMEK

Kategori: Ekmekler, Kahvaltılıklar — Misss @ 10:55

Sabah saat 6′da kalkacağız uçağımız saat 8′de deseler, saat 6 da kalkacağım için söylemediÄŸim lafı bırakmazdım. Uçak biletini kendim aldıysam bile kendime saydırırdım. Biletin alındığı andan gideceÄŸim güne kadar o saat 6 bana kabuslar yaÅŸatır, hergün bunalıma girer girer çıkardım, uff pufff nasıl kalkılır 6 da diye diye söylenir, söylenmeye engel olamaz kendimden tiksinirdim.. Uçağı kaçırma aÅŸamasına kadar gelirdim ..

Ben uyurken tepeme biri gelse davul çalsa, hatta bırakın birini ve bir davulu, orkestra gelse davul ve bilumum diÄŸer çalgıları çalsalar banamısın demem, horuldamak suretiyle orkestraya katılır, uyumaya devam ederdim. Hee bir ÅŸekilde davulu çalarken, davulu çalan kiÅŸi yanlışlıkla tokmağı kafama vurdu ve ben uyandım diyelim, bu seferde tekrar uykuya dalmam, uyumam pek mümkün olmazdı.

Uyurken tuvaletim geldi diyelim, tuvalete gitmemek için elimden geleni yapar, rüyamda bile kendimi tuvalette görürdüm. Israrla tuvalete gitmezdim ta ki çok kötü duruma gelene kadar. :) O zaman da gözlerimi açmaz, uyumaya devam eder gözlerim kapalı ÅŸekilde tuvalete giderdim. Bu sırada saÄŸa sola, kapıya duvara vura vura gittiÄŸim için sabah uyandığımda vücudumda bir sürü morluklar görürdüm.

Çocukkende bu durum farklı deÄŸildi. MisafirliÄŸe gittiÄŸimizde orada uyuyakalır, eve gideceÄŸimiz zaman beni kaldırmaya çalışırlardı, uyanmaz beni kucaklarında götürmelerini beklerdim. :)) EÅŸÅŸek kadar olunca, kucakta taşınamaz boyuta geldiÄŸimde ise aile büyüklerinden biri elimi tutar komÅŸudan eve gelene kadar eli tutup uyumaya devam eder, gözlerimi top patlatsalar açmazdım.

Åžimdi okuyanlar diyorki bu kız uyku ile iliÅŸkisini bize niye anlatıyor hemen konuyu baÄŸlayacağım.  Bilirsiniz bu konuda iyiyimdir :)) Åžöyleki yukarıda bahsettiÄŸim gibi bir iliÅŸkimiz vardı uykuyla. Hamile kaldığımda en büyük korkum çocuk aÄŸlayacak ve ben duymayacağım, duysamda kalkamayacağım, kalksamda kalktığım için binbir kez söyleneceÄŸim çocuÄŸa kızacağım diye düÅŸünürdüm.

Ne mi oldu? ÅžaÅŸkınlık içindeyim. Ada’nın nefes alış veriÅŸini uyurken duyuyorum, Hafif mıkırdandığında ayaÄŸa fırlıyorum, Gece 100 kez uyanıyorsam hiç zorlanmadan 101 kez uykuya dalıyorum. GüneÅŸ doÄŸduÄŸunda sabah oldu düÅŸüncesiyle gün doÄŸumunda Ada’yı izleyip ona aşık aşık dalıp gidiyorum.

Bu annelik nasıl biÅŸiymiÅŸ böyle demeden geçemiyorum.. Åžimdi de üstteki çiçek ekmekle yazıyı baÄŸlayıp kaçıyorum. Åžöyleki hani sabah gün doÄŸarken uyanıyorum ya iÅŸte o uyanmalardan birinde yapılmış, kahvaltıda miss gibi yenilmiÅŸ bir ekmek çiçek ekmek. Hıh oldu baÄŸlandı bile :) Åžimdiden yapacaklara afiyet olsun.

Malzemeler:

3,5 su bardağı un
1 küçük paket kuru maya
2 çorba kaşığı bal
1 tatlı kaşığı tuz
2/3 su bardağı süt
1/2 su bardağı su
oda sıcaklığında beklemiş 50 gr tereyağ
1 yumurta sarısı
Susam ya da çörek otu

Hazırlanışı:

1- Unu ve tuzu geniÅŸ bir kapa koyup ortasını açın.
2- Su ve sütü hafif ısıtın ılık olmalı. İçine bal ve maya koyup karıştırın.
3- TereyaÄŸ ve tüm malzemeleri unun ortasına koyup karıştırmaya baÅŸlayın. Kulak memesi kıvamına gelene kadar yoÄŸurun. EÄŸer Cıvık olursa un ekleyin.
4- Mayalanması için üstünü nemli bir bezle örtüp sıcak bir ortamda 1,5 saat bekletin.
5- Hamuru 7 parçaya bölün. Çiçek ÅŸekli verip yaÄŸlı kağıdın üzeriine koyun. 30 dakikada o ÅŸekilde mayalanması için bekleyin. Üstüne yumurta sarısı sürüp susam dökün önceden ısıtılmış 180 derece fırında piÅŸirin. Afiyet bal olsun.

Not: Üstte ki resimin açıklaması. Ada ve anası :)))

09 Kasım 2009

TRABZON EKMEĞİ

Kategori: Ekmekler — Misss @ 10:55

10 günde olup bitmiÅŸti herÅŸey. Gidiyormuyuz ? diye sormuÅŸtu Mesut . Gidiyoruz…. demiÅŸtim. Bıktım İstanbul’dan..

İstanbul’da yaÅŸayan tanıdığım herkesin hayatları için bir B planı var. (kaçmak lazım derler, bir köye yerleÅŸeceksin, çifçilik yapacaksın  ya da buralardan kaçıp egede bir balıkçı köyüne yerleÅŸmeli, balık tutmalı, misss gibi bahçendeki yeÅŸilliklerle beslenmeli, gibi gibi.)  Ä°stanbul’da yaÅŸamak için bu gereklidir. Olmazsa olmazdır. Lakin eÄŸer B planı yoksa  kiÅŸinin umutsuzluÄŸa ve karamsarlığa düÅŸmesi, mutsuz olması çok doÄŸaldır. Çünkü ÅŸehir mutsuzluk ve keÅŸmekeÅŸ üretir. EÄŸer bakışınız karaysa herÅŸey gözünüze batar. Sizi iyice içine çeker. İşte benim 4,5-5 yıl önceki durumumda böyleydi. 

İşten ayrılmıştım, kendime minik bir cafe açmak gibi bir hedef koymuÅŸtum. KoymuÅŸtum ki birazcıkda olsun mutlu olabileyim. Cafe için Kozayatağı’nda yer bile bulmuÅŸtum. İşte o döneme geliyor Mesut’un Kıbrıs’ta ki iÅŸ teklifini aldığı an.  

Ama üniversiteyi bitirip , çalışmaya baÅŸladığım günden beridir, Akdenize yerleÅŸmek lazım, bir köye, bahçesi olan bir eve, kedilerim, köpeklerim olsun, domatesimi, biberimi kendim yetiÅŸtireyim, iÅŸte hayat bu derdim. O karamsarlığa gömüldüÄŸüm anlardan bu B planını düÅŸünerek kurtulurdum. İşte Mesut Kıbrıs’a gidelim mi dediÄŸin de düÅŸünmeden evet deyiÅŸim bundandı.  

Daha önce Kıbrıs’ı hiç görmemiÅŸtik. Ben evet dedikten birkaç gün sonra Kıbrıs neye benziyormuÅŸ bir görelim istedik. Atladık uçaÄŸa birkaç günlüÄŸüne Kıbrıs’a geldik. 3 günün sonunda burada yaÅŸarız, çok da mutlu oluruz dedik.

DönüÅŸümüzde arkadaÅŸlarımızla evimizde toplanıp veda gecesi yaptık. 30-35 kiÅŸi toplanmıştı bizler için. EÄŸlendik, keyiflendik, burulduk, aÄŸladık.. Ertesi hafta Kıbrıs’a yerleÅŸmek üzere İstanbul’dan kalkan uçaÄŸa biniyorduk hüngür hüngür aÄŸlayarak, içim buruk ÅŸekilde… İstanbul’dan ayrılmak deÄŸildi sorun, bizi üzen ÅŸey sevdiklerimizden ayrılmaktı.

Ve o günden bugüne tam tamına 4 yıl geçti. Kıbrıs’ta hiç ummadığım kadar mutlu bir dönem geçirdim. Yüzümde gülümseme hiç sönmedi. Burası bana öyle iyi geldi ki.. Ruhumu dinlendirdi. Hayata bakışımı deÄŸiÅŸtirdi. Beklentilerimi gözden geçirmemi saÄŸladı. Ben kimim? ne istiyorum? sorularına cevap verdirdi. İstanbul’da yaptığımız kurtuluÅŸ planımızı uygulamamızı saÄŸladı. Ve hayatda eÄŸer bir ÅŸeyi yapmak istiyorsan, istemenin yettiÄŸini, bunun ne kadar kolay olduÄŸunu bize gösterdi.

Åžimdi İstanbul’dan buraya gelirken ki aynı burukluÄŸu yine yaşıyorum. Çünkü o çok sevdiÄŸim, yüzümdeki ışığı soldurmayan, hayata umutla ve mutlulukla bakmayı saÄŸlayan yerden, Kıbrıs’tan bu ay sonunda ayrılıyoruz – taşınıyoruz. Ufukta bizi istabul bekliyor.

Bu kararı almaktaki en önemli sebebimiz oÄŸlumuz elbette. Onun yanında dedeleri, ananesi, babannenisi olsun, dayısı, amcaları, halası, teyzeleri olsun istiyoruz. Bizim geçirdiÄŸimiz gibi mutlu bir çocukluk geçirmesini, onu sevenlerin yanında, sevgi dolu bir ortamda büyüsün istiyoruz. Kucaktan kucaÄŸa gezsin, bizim çocukluÄŸumuzu bilen ninelerin, dedelerin dizlerine oturup bizim çocukluÄŸumuzu dinlesin istiyoruz. DilediÄŸince onu sevenlerin yanında şımarsın, kahkahalar atsın istiyoruz.

Kısacası yeni bir hayat bizi bekliyor. Yenilikler insanı korkutsada, insanın hayatını temize çekme fırsatı verdiÄŸi için ferahlatıyor.. Hele o deÄŸiÅŸiklik olumlu sonuçlanırsa tadından yenmiyor :)

Tıpkı üstte gördüÄŸünüz Trabzon ekmeÄŸi gibi :)))) Bu yazıyla ekmeÄŸi nasıl baÄŸlarım diye çatlayacaktım. İşte baÄŸlandı gitti. Tarif ekmek sanatı isimli siteden. Biz çok beÄŸendik. Yiyip yuttuk :) Denemeniz ÅŸiddetle tavsiye edilir.

Malzemeler:

250 gr. Beyaz un
250 gr. Tam BuÄŸday Unu
375 ml. kaynatılmış ılımış su.
1 Yemekkaşığı Sızma Zeytin Yağı.
1/2 Yemekkaşığı tuz.
1,5 tatlı kaşığı kuru maya
1 tatlı kaşığı şeker

Hazırlanışı:

1- İki tip unu bir elek yardımıyla bir kaba eleyin. İkisinin iyi şekilde birbirine karışmasını sağlayın.
2- Ardından tuz, zeytinyaÄŸ eklenir. Suyun içine konulmuÅŸ eritilmiÅŸ mayalı ve ÅŸekerli su una eklenir. Elinizle yoÄŸurabilirsiniz.
3- EÄŸer ekmek makinanız varsa önce maya sonra ÅŸeker sonra un ve ılık su, yaÄŸ ve tuz eklenir. Hamur yoÄŸurma modunda çalıştırılır.
4- Elde yoÄŸuruyorsanız 10 dakika boyunca ekmeÄŸi yoÄŸurmalısınız. Üzerini nemli bir bezle örtüp 45 dakika soÄŸuk ortamdaysanız 1 saat dinlendirin. Ardından haamuru çıkarıp ezerek zarf ÅŸeklinde katlayıp yeniden kabın içine koyup üstünü kapatın. Bu iÅŸlemi 30 ar dakika aralarla iki kez tekrarlayın.
5- Ekmek makinasından çıkardığınız hamurunuzu, ya da yoÄŸurduÄŸunuz hamurunuzu YaÄŸlı kağıt serili tepsinin üzerine küçük bir parçayı ayırarak yuvarlak hale  getiriniz. Küçük parçayı saç örgüsü gibi yapıp ekmeÄŸin üzerine su yardımıyla yapıştırın. Ekmek hamurunun üzerine bez örterek 45-60 dakika daha mayalandırın. Üstüne su sürerek önceden ısıtılmış 170 derecelik fırında 30-40 dakika piÅŸirin. Izgara üzerinde soÄŸutup, ekmeÄŸi bir beze sarılı halde dinlendirip afiyetle yiyebilirsiniz. kesilmesi bıçak deÄŸmesi için en az 1 saat beklemelisiniz. Yoksa bıçağın deÄŸdiÄŸi yerler hamurlaÅŸacaktır. Afiyet olsun.

07 Eylül 2008

RAMAZAN PİDESİ

Kategori: Ekmekler, Kahvaltılıklar — Misss @ 10:55

NOT: Geçen Ramazan’ın ilk gününde yazdığım yazı ve tarif.

Ramazan geliyor, hoÅŸgeliyor.

Artık güllaç, pide sezonu açlıyor. :)) ÇocukluÄŸumdan beri Ramazan denilince aklıma ilk gelen ÅŸeylerdir. Güllaç ve pide. Oburmuyum neyim .. :)

İstanbulda yaÅŸarken evimizin karşısında fırın vardı. Ramazan geldiÄŸinde fırının önünde öyle bir kuyruk  olurdu ki evlere ÅŸenlik. SaÄŸolsun bizim apartman görevlimiz İsa top patlamadan 1-2 saat önce bizim için misss gibi kokan pideleri sıcak sıcak getirirdi. Ama top patlayana kadar o pideler soÄŸurdu.

Siz de biliyorsunuzdur bazı kararlı arkadaÅŸlar vardır onları buradan takdir ve tebrik ediyorum. Bu kararlı arkadaÅŸlar top patlamaya 30 dakika varken kuyruÄŸa girerler öyle bir ayarlarlar ki top patlamadan 1-2 dakika önce evde olurlar. Fırından daha yeni çıkmış pide, topla beraber bölünür (kesilmez) ve afiyetle yenilir. Ben evde yaptıklarım dışında çok az ekmeÄŸi ve pideyi böyle sıcak yedim. Bu benim sabırsızlığım mı, yoksa fırından ekmek almayı becerememem mi bilmiyorum…

Åžu ana kadar 2 defa kuyrukta beklemiÅŸliÄŸim var. O kuyrukta beklerken o pidenin içine yaÄŸ sürmeyi hayal etmek, o yağın nasıl eriyeceÄŸini, üstüne acıka sürüp, peynirle yemeyi düÅŸünmek beni nasıl insanlıktan çıkarıyordu anlatamam. Eve geldiÄŸimde kendimden geçtiÄŸimi bir ben bilirim, bir de pide. Öyle zamanlarda gözüm öyle döner ki 1 pide alacağıma 2 pide alırım. Sonraki 2 gün o soÄŸuk ve bayatlamaya baÅŸlayan pideleri yemek zorunda kalırız. :)

Bir de fırından aldığınız pideyi fırıncı gazete kağıdına sarar. O sıcak pide eve gidene kadar elinizi yakar. Ama hiç rahatsız olmazsınız bir bi elinize bir diÄŸer elinize geçirirsiniz. Hele ramazan kış ayına denk geliyorsa o pidenin sıcaklığı tüm vücudunuzu ısıtır. Eldiveninizin içine giren ısı, burnunuza gelen koku kendinizden geçirir. SoÄŸumasın diye gazeteye sarılmış pideyi göÄŸsünüze bastırırsınız hem siz ısınırsınız hem pide soÄŸumaz. :)

İki tür pide vardır. Bir taÅŸ fırında piÅŸen pideler bir de pastahane pideleri. Benim için ikisinin de yeri ayrıdır. Ben ÅŸimdi size 3. tür ramazan pidesi yapmayı teklif ediyorum. Sıra beklemeye son, saniyeyi bile ayarlayıp fırından çıkarıp sofraya oturabilirsiniz, hijyenik koÅŸullarda üretildiÄŸine emin olursunuz ve en önemlisi "hımm pidemi evet ben yaptım" diye hava atabilirsiniz. :)

Hımm evet yukarıdaki pide mi ben yaptım :))) İşte tarif:

Malzemeler:

4 su bardağı un
1,5 su bardağı ılık su
1 yemek kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 küçük paket kuru maya (1 yemek kaşığı)
1 tatlı kaşığı yumşak tereyağ

Üstü ve altı için:

3 yemek kaşığı mısır unu
1 yumurta sarısı
çörek otu, susam

Hazırlanışı:

1- Ilık suyun içinde mayayı ve ÅŸekeri eritin. Tuz ve unu bir kap içinde karıştırın. Ortasını havuz gibi açın su ve maya karışımını ve tereyağını havuzun içine boÅŸaltın. Ve karıştırın. Ele çok yapışmayan ama yumÅŸak bir hamur elde etmelisiniz. Gerekiyorsa un takviyesi yapın. Üstünü kapatın, mayalanması için oda sıcaklığında bekletin. (en az 2 saat) Hamur en az iki katına çıkmalı.
2- Hamuru 2 yemek kaşığı serpilmiÅŸ mısır ununda tekrar yoÄŸurun. Sonra hamuru düz bir zeminde merdane yardımıyla açın. Ortalarını inceltin kenarlar daha kalın olsun. Burada dikkat edilmesi gereken konu: eÄŸer benimki gibi kabarmış tombul bir ramazan pidesi istiyorsanız büyükçe bir yuvarlak tepsi kullanabilirsiniz ve ortasınıda çok inceltmessiniz. Ama ince bir ramazan pideniz olsun istiyorsanız yaptığımız hamuru ikiye bölüp iki ayrı tepside piÅŸirebilirsiniz.
3- Ben yuvarlak borcam tepsi kullandım. İçine mısır unu serpin. Açtığınız yuvarlak pideyi tepsiye yerleÅŸtirin. Kabarık bıraktığınız yerlere dokunmadan orta kısımda ince bıraktığınız yere keskin bir bıçakla küçük baklava keskileri yapın. Kenarlara yapmayın. Ramazan pidesi ÅŸekli verin.
15-20 dakika üstünü nemli bezle örtüp oda sıcaklığında mayalanmaya bırakın.
4- Yumurta sarısını küçük bir kapta çırpın. Fırça yardımıyla pidenin üstüne sürün. En üste çörek otu ve susam serpin. Önceden ısıtılmış 175 dereceli fırında üstü kızarana kadar piÅŸirin.
5- Fırından çıkan pidenizin altındaki unu bir fırça yardımıyla temizleyin. Fırın telinin üzerine koyun üstüne nemli bir bez örtüp 5 dakika dinlendirin. Afiyet olsun.

Ekmek Makinası olanlar için:

1- Åžu sıralya malzemeleri koyup hamur programını çalıştırın. Maya, ÅŸeker, un, tuz, su, tereyaÄŸ.

Sonra mayalanan hamur için 2. maddeden itibaren yapılanları yapınız.

Not: Mayanızın bayat olmadığından emin olun. Aksi takdirde pideniz, ekmeğiniz kabarmaz. İstediğiniz gibi olmaz.

24 Eylül 2007

LAHMACUN TARİFİ

Kategori: Ekmekler, Yemekler — Misss @ 10:55

LAHMACUNCUUUUUUUUU GELDİ HANIMMM …

 

Bir adaya düÅŸersem ve yanıma ömrüm boyunca yetecek lahmacun ve dondurma verseler mutlu mutlu yaÅŸarım. Tabii sevdiklerim de olsun. :)  Ama dondurma için buzdolabıda gerekiyor…  Neyse ben isteklerimi yeniden gözden geçireyim… :))

 

Yani ben sabah, öÄŸle, akÅŸam lahmacun yerim. Çıtımı çıkarmam. :)

 

Kıbrıs’a geldiÄŸimden beri lahmacun yiyemiyorum. Neden derseniz ya yok, ya da olmasa daha iyi olurdu denecek kadar kötü. İstanbul’a her gittiÄŸimde kendimi lahmacunculara, kebapçılara ve taksimdeki büfelere atıyorum.

 

Neyse İstanbul’a son gidiÅŸimden beri iki ay geçti. Benim lahmacun krizim giderek artmaya baÅŸlıyordu ki ben naaptım kalktım lahmacun yaptım. :)

 

YediÄŸim Lahmacunlar arasında ilk 5′e girecek kadar güzeldi. Mesut’da aynı ÅŸeyi söyledi. Ayrıca lahmacun yapmak ne kadar kolay birÅŸeymiÅŸ. Dışarda bundan böyle lahmacun yemem. Belki yerim yaa :))) Ama nasıl yapıldığını, içine ne konulduÄŸunu bildiÄŸiniz, hem de steril bir ortamda kendi ellerinizden çıkan birÅŸeyi yemenin keyfi bir baÅŸka…

 

Lahmacun Tarifini sevgili Kayserimutfagi‘ndan aldım. Birkaç ekleme yaptım. Kayserimutfagina çok teÅŸekkür ederim.

Malzemeler:

 

Hamur için:

 

500 gr. un

1/2 paket toz maya

1 yemek kaşığı şeker

1 tutam tuz

ılık su

 

İçi için:

 

250 gr. kuzu kıyma (dana kıyma kuru oluyor aynı lezzeti yakalayamazsınız)

2 yemek kaşığı domates salçası

1 yemek kaşığı biber salçası

3 soÄŸan (rendeleyeceÄŸiz)

2 domates (rendeleyeceÄŸiz)

2 adet yeÅŸil biber (küçücük doÄŸrayacağız)

İstenen her türlü baharat (kekik, kimyon, karabiber, tuz)

3-4 diş sarımsak

1 tutam maydanoz

 

Hazırlanışı:

 

1- Unu bir kabın içine alın, havuz gibi açıp içine tuz, ÅŸeker ve mayayı koyun. Ilık su katarak kulak memesi kıvamında yoÄŸurun. Mayalanmaya bırakın. Ben sıcak bir ortamda 30 dakika beklettim mayalandı.

2- Bir taraftan içini hazırlayın. Kıyma, salça, rendelenmiÅŸ soÄŸan, rendelenmiÅŸ domates, maydanoz, baharatlar ve biberi iyice yoÄŸurun. Ama siz kıymayı yaÄŸlı isteyin. Ve mutlaka kuzu kıyma kullanın.

3) Mayalanmış hamurdan küçük bezeler alın. Bu hamur 10 adet için. Hamurları lahmacun ÅŸeklinde açın. ve kıyma harcını hamurun üzerine yayın. Hamuru çok inceltmeyin.

4) 200 derece ısıtılmış fırında teker teker piÅŸirebilirsiniz. Hafif kızarmaya baÅŸladığında çıkarın. Çok bekletmeyin. Kıymalar piÅŸsin yeter. Ya da (ki ben bu yöntemi kullanıyorum) tavaya koyup üstünü kapakla kapatın. 3-4 dakikada piÅŸecektir. Afiyet olsun …

 

19 Eylül 2007

BRIOCHE (FRANSIZ EKMEĞİ)

Kategori: Ekmekler, Kahvaltılıklar — Misss @ 10:55

Canım Özlem’im, canım Hülyam ve canım Elvan’ım beni sobelemiÅŸler ebelemiÅŸler. Pek güzel bir oyun bu oyun. Eskiden Leman dergisindemiydi yoksa baÅŸka bir karikatür dergisindemiydi hatırlamıyorum Metin Fidan’ın köÅŸesiydi sanırım bir köÅŸe vardı. (yalnız yazdıktan sonra farkettim hiç bir konuda emin deÄŸilim) :) Severim köÅŸesi. Çook severek okurdum. O yüzden bu sobe oyununa daha bir sempatiyle baktım. DüÅŸündüm sevdiÄŸim ÅŸeyleri. Bir sürü ÅŸey varmış üçle sınırlamak zor olacak. Toparlamaya çalışayım.

Sabahları güzel hazırlanmış, bahçede yapılan kahvaltıyı, kahvaltı yaparken burnuma gelen yasemin kokusunu, kahvaltıdan sonra sohbet eÅŸliÄŸinde içilen çayları severim.

Elektrikler gittiÄŸinde mum ışığında ellerimle gölge oyunu yapmayı, yanımdakilerinde bu oyuna katılmalarını severim.

SoÄŸuk havalarda içeride yanan kaloriferin veya sobanın etkisiyle camlarda oluÅŸan buharı o buharın üstüne ÅŸekiller çizmeyi en çokta çocukluÄŸumdan beri çizdiÄŸim ördek çizimini yapmayı pek severim.

Denize girer girmez dalıp uzun bir süre suyun altından yüzmeyi çok severim.

Yeni bir kitaba baÅŸlamayı, baÅŸlamadan önce kitabı göbeÄŸimin üstüne koyup kitap nasıl acaba diye düÅŸünmeyi, okumadan arka kapağında yazılanları okuyup kitabın içini hayal etmeyi severim.

Farkettim ki 4 tane olmuÅŸ. (bunu bile yanlış farketmiÅŸim 5 olmuÅŸ 5) :D Yapacak birÅŸey yok. Silemiyorum. Çok kararsız kaldım hangisini daha az seviyorum diye. :)

Geçen hafta sevgili Cenk’in sitesine girdiÄŸimde bir de ne göreyim birbirinden ayrılmaya çalışan ekmekcikler. İşte o anda vuruldum brioche (briyoÅŸ okunuyormuÅŸ) denilen lezzete… Görür görmez kalkıp hamuru yoÄŸurdum ama baktımki bir gün beklemesi gerekiyormuÅŸ. Benim gibi sabırsız bir insan için bu ne demek biliyormusunuz. Bekledim ama o bir gün geçmek bilmedi. Sabah kalkar kalkmaz mutfaÄŸa gittim fırına koydum. Ve kahvaltıda briyoÅŸÅŸÅŸla buluÅŸtum. Böyle lezzetli ekmek hiç yememiÅŸtim. Cenk briyoÅŸlar beklediÄŸinde farklı ÅŸekillerde sunma ve deÄŸerlendirme yöntemleri vermiÅŸ. Hepsi birbirinden güzel göz atmakta fayda var. Ama benim briyoÅŸlarım sofrada bile 10 dakika durduÄŸu için deÄŸerlendirme aklımın ucundan bile geçmedi. Gerçekten bu biroshiler insanı insanlıktan çıkarıyor :) İşte tarif:

Malzemeler:

1/3 su bardağı ılık su
1/3 su bardağı ılık süt
2 yemek kaşığı kuru (instant) maya
4 su bardağı un
2 çay kaşığı tuz
3 yumurta
1/4 su bardağı şeker
340 gram tereyağı, yumuÅŸak ve küçük eÅŸit parçalara bölünmüÅŸ.
Üstüne sürmek için bir çorba kaşığı su ile karıştırılmış 1 adet yumurta

Hazırlanışı:

1- Su, süt ve mayayı büyük bir kapta karıştırın ve 10 dakika bekletin.
2- Unu ve tuzu ekleyip biraz yoğurun. Yumurtaları teker teker ekleyin ve iyice yoğurun. Bir yumurtayı yedirdikten sonra diğerini ekleyin.
3- Åžekeri ekleyin. YoÄŸurun. TereyaÄŸ parçalarını teker teker ekleyip hamura yedirin. Oldukça iyi yoÄŸurun. 10 dakika kadar yoÄŸurduktan sonra hamurunuz kabın kenarlarına yapışmamalı.
4- Hamuru temiz bir kaba aktarın ve üstünü temiz bir havluyla örtün. Mayalanmasını saÄŸlayın. oda sıcaklığında 1 saat beklediÄŸinizde hamurunuz iki katına çıkmış olmalı. Hamur mayalandıktan sonra hamurun üstüne elinizle bastırın ve içindeki havasını alın.
5-  Hamurunuzun üstünü kapatıp buzdolabına koyun. 30 dakikada bir çıkarıp hamurunuzun havasını alın. Toparlayın. Bu iÅŸlemi ben 6 defa tekrar ettim. Artık hamurunuz kabarmaz olacak.
6- Buzdolabında bir gece beklemesi gerekiyor. Ertesi gün uzun kek kalıplarınız varsa yaÄŸlayıp unlayın. Hamuru 8 eÅŸit parçaya bölün. Yuvarlayıp kek kalıbına yan yana gelecek ÅŸekilde dizin. (Ben 5 tanesini koydum 3 ünü buzluÄŸa attım)
7- Kek kalıbının üstünü havluyla kapatıp oda sıcaklığında mayalanması için 2 saat bekletin. Sonra üstüne yumurta sarısı ve su karışımını sürün. 170 derece fırında 20-30 dakika üstünü kızartıncaya kadar piÅŸirin. Fırından çıkardığınız ekmekçiklerinizi dinlendirip sıcak sıcak servis yapın. Afiyet olsun…

Not: Heyecan isteyenler briyoşla nutellayı buluştursunlar.. :)