25 Haziran 2009

CEVİZLİ ÇİKOLATALI KEK

Kategori: Kekler-Muffinler — Misss @ 10:55

Zeytin aÄŸacının alltında kaç zamandır gördüÄŸüm çalı kılığındaki ÅŸeyin üzerindeki ÅŸahane renkli çiçeklerin nar çiçeÄŸi olmasını hayal ettim. GeçtiÄŸimiz günlerde Mesut mutlu mutlu geldi. "- Biliyormusun zeytin aÄŸacının altında nar çıkmış. Üstünde de bir sürü nar var" dedi. Gecenin bir saatinde mesut eline el fenerini aldı ben peÅŸine takıldım zeytin aÄŸacının altındaki ÅŸahane narlarımızı gördüm. Sevinç çığlıkları attım.

Gönül Yarası filmini seyretmiÅŸmiydiniz. Harika bir Türk Filmi. Kanal D’de oynayacak sanırım.  Kaçırmayın.

Dün akÅŸam bahçeyi sularken güzelim biberlerden (kendisi çarliston diye düÅŸünüyorduk ama dolmalık biber çıktı) 2 tane kopardım. Misss kokulu domateslerden kopardım. Sarımsak, soÄŸan derken orrtaya leziz mi leziz bir melemen çıktı. (Melemen mi menemen mi?) -TDK‘ya gir bak buraya ne soruyosun bre Zerrin.

Nasıl felaket bir sıcak bastırdı anlatamam. İnsanın üstündeki herÅŸey fazla geliyor. Elimde olsa derimi yüzücem.

Geçen hafta Pazar günü Can’ı havaallanından almak için gittik. Havaalanında yolcuları bekleyen bizim gibi insanların dışında bir sinek koloniside vardı. Ama öyle böyle sinekler deÄŸil gelen turistlerin kanını emmekten dana gibi olmuÅŸ sivri sinekler. Hatta abartıp ÅŸöyle diyim minik bir dana düÅŸünün kanatları var. Ahanda ancak böyle anlatabilirim sivrisineklerin büyüklüÄŸünü. Neyse Havaalanında bekleyen herkesi yiyip bitiriyorlar. Öyle ki havaalanının önündeki kapıda bekleyen yolcu yakınları çeÅŸit çeÅŸit hareketler yapıyorlar. Sanki 19 mayıs arefesinde öÄŸrenciyiz hepimiz eller havaya başın üstüne bir el dize vur bir el bacağın arkasına zıpla hopla kaç. Oyy ısırdımı acaba diyip tiÅŸörtü kaldır göbeÄŸe bak. Eve geldiÄŸimiz de harita gibiydik. Her tarafımız ÅŸiÅŸmiÅŸ ama ÅŸiÅŸme ne kelime baya yumrular var vücutda. Misal ÅŸu anda sırtımda deÄŸiÅŸik post modern çizimler var. Noktaları birleÅŸtirdiÄŸinde Fernando Botera halt etsin. Tombik Mono Lisa tablosunu sırtıma çivilemiÅŸler. Ya bacaklar, göbek her tarafımda farklı eserler. Sineklere saygım sonsuz. Sanatlarına hayranım.. Kıbrıs’a gelirken havaalanından uçarak çıkın. Sadece koÅŸun. Önünüze bile bakmayın. Vücudunuza bütün sinek ilaçlarını sıkın benden söylemesi.

Yahu  birÅŸey soracağım. Dikkat ettiniz mi Pepsi reklamında Seda Sayan çocuk ve anasını göÄŸsüne dayıyor ya. Ayol kocaman adam, çocuk deÄŸil ki göÄŸsüne yapıştırıyorsun. Ben mi fesat düÅŸünceliyim yoksa herkes benimle aynı fikirde mi :) Her seyrettiÄŸim de gülesim geliyor.

Tijen Yüzünden kaç gündür canım tazecik nohut istiyor. :)) Olsa da çıtlaya çıtlaya yesek.

Bu sırada kaç gündür yazacağım bir türlü yazamadım. Canım Gönül‘cüm Yemekteyiz programında. Sms desteÄŸimizi bekliyor. haydi hep beraber blogcu dostumuza destek olalım. :)

Malzemeler:

4 yumurta
1,5 su bardağı şeker
1 çay bardağı krema
200gr tereyağı
150 gr. bitter çikolata
2,5 su bardağı un
1/2 su bardağı ince çekilmiÅŸ toz haline getirilmiÅŸ ceviz içi
1 paket kabartma tozu , 1 fiske tuz
1 su bardağı irice dövülmüÅŸ ceviz

Hazırlanışı:

1- Yumurta ve ÅŸekeri iyice çırpın.
2- TereyaÄŸ ve kremayı eritin. İçine ince ince kıyılmış çikolataları ekleyin. Çikolatanın erimesini saÄŸalayın.
3- Çikolatalı karışımı yumurtalı karışıma ekleyip çırptıktan sonra unu, toz hale gelmiÅŸ cevizi, tuzu ve kabartma tozunu kaba ekleyin. Karıştırın.
4- Tüm malzemeleri karıştırırken hafifçe karıştırmaya çalışın. En son iri kıyılmış cevizleri ekleyin. Kek kalıbınızı önce yaÄŸlayın sonra ÅŸeker dökün. İçine karışımı boÅŸaltın. Önceden ısıtılmış 175 derece fırında yaklaşık 30-40 dakika (Kürdan testini geçirene kadar) piÅŸirin. SoÄŸuduktan sonra dilimleyip servis yapın. Yanına dondurma ve çilek çok yakışıyor. Afiyet olsun.

12 Haziran 2009

KAVALA KURABİYESİ

Kategori: Kurabiyeler — Misss @ 10:55

Bir haftadan beri nasıl çalıştığımı ÅŸu cümle net ifade edecektir. EÅŸÅŸekler beni görseler ve konuÅŸabilseler (ki beni görünce dile geleceklerdir) "hayrola zerrin, bizim iÅŸe gözmü koydun, bizimle mi yarışıyosun nedir bu çalışma durumun" derler. Öylee eÅŸÅŸek gibi çalışıyorum anlayacağınız. :) Gecem, gündüzüm, günüm, haftam, güzel haftasonum hepsi birbirine girdi. Birbirine girmek ne kelime dün ofiste bir arkadaşıma adımı söylerken kendi adımı karıştırdım. Yanlış okumadınız adımı söyleyemedim deÄŸil. söyledim baÅŸka bir isim söyledim. Hem de beni karıştırdıklarında en yoÄŸun söylenen ismi ve her karıştırıldığında sinir olduÄŸum ismi. Diyalog ÅŸöyle gerçekleÅŸti.  (diyalogta geçen isim ve ÅŸirket isimleri tamamen uydurmadır) :)

-ben -  Mahmut, dümtek müÅŸterisini ara, ödemede her ay sorun yaÅŸadığımızı belirt. İş yapmayı durduracağımızı söyle lütfen.

-mahmut -  Tamam, geçen ay konuÅŸtuÄŸumda dikkat edeceklerdi.

-ben -  Zeynep Hanım, (evet kendime zeynep diyorum) avukatımızla görüÅŸeceÄŸini söyledi dersin.

-mahmut - Zeynep Hanım kim Zerrin Hanım??

Dumurrrr dumurr. Nerelere gitsem, nasıl kaçsam. Kendimi kaybetsem, yeniden bulsam.. :)  Neyse hal böyleyken eve geç saatde varıp buzdolabında duran ÅŸahane çikolatalardan atıştırdıktan sonra çilek,erik, kiraz gibi meyveleri bir tabaÄŸa koyup tabağı da göbeÄŸime koyma usulüyle, yiyip ÅŸiÅŸip, tv’ye aÄŸzı açık vaziyetde ne seyrettiÄŸimi bilmeden bakıp, göbeÄŸimde meyve tabağıyla koltukta sızıyorum. Gecenin bir yarısı yatağıma gidip horuldamaya orada devam ediyorum. Sabahları ise kalkıp kahvaltı atıştırıp, kediciklere mama verip apar topar evden çıkıyorum. 

Geçen haftalarda Mesut sürekli boynunu ovuÅŸturup, boyun aÄŸrısından ÅŸikayet ediyordu. ) Bir sabah iÅŸe giderken yol bakım çalışması nedeniyle baÅŸka yola yönlendirildim. GeçtiÄŸim yolda Tempur maÄŸazası gördüm. Geçip giderken dur dur Zerrin, Mesut’a hediye al dedim. (ben böyle arada konuÅŸuyorum kendimle)  Bir U dönüÅŸüyle Tempur’da durdum. Harika bir yastık aldım. (Bak bak bak yorgunluk, yoÄŸun çalışma, uyku, nasıl baÄŸlıyorum iki konuyu bir birine, tariflede baÄŸlarsam kendimi öpücem) :) Daha önceden de bildiÄŸim bir markaydı. Markanın üretimini yaptığı ürünlerden, teknolojisinden ve özelliklerinden haberdardım. Tempur malzemesi orjinal olarak, uzay araçlarında astronotların oturma konforu ve g-kuvvet koruması için NASA’da geliÅŸtirilmiÅŸ. Sonrasında Tempur bu teknolojiyi satın alan firmalardan biri olmuÅŸ. Daha önce bu malzemeyle üretilmiÅŸ ÅŸilte kullanmıştık. (İşbir yataklarının) Çok memnun kalmıştık. Yatakta o kadar rahat uyuyorsunuz ki kıpır kıpır dönme probleminiz olmuyor. Yastıkta aynı. Åžimdi Mesut yanımda konforlu yastıkta yatarken ben pamuklu yastıkla kendimi öyleee sefil hissediyorum anlatam. :)) Ucundan ucundan mesutu iteleyerek onun yastığında yatmaya çalışıyorum. :))) Mesut 4-5 günden beri bu yastığı kullanıyor ve boyun aÄŸrısından hiç söz etmiyor. Boyun aÄŸrısı ve bel aÄŸrısından ÅŸikayeti olanları haberdar etmek istedim. Ürünleri bir inceleyin, bir maÄŸazalarına uÄŸrayıp ne menem birÅŸeydir görün derim. Misal, tükkanlarına gittiÄŸinizde yatağın üstüne su dolu bardak koyup yanına iki elle bastıracaklar su dökülmeyecek, benden söylemesi. Benim gibi bu testi görüp amanin gitti su, gitti yatak diye çığlık atmayın.. :))) Sonra yatağı alıp eve geldiÄŸinizde her gelene yatağı anlatıp, bu ÅŸovu yaparken bulabilirsiniz kendinizi.

Tempur ve iÅŸbir reklamından ve kendimi iÅŸe verip, kendimi kaybetmekten  bahsedip yunanistanın ünlü kavala kurabiyesinden söz etmeden olmaz. :)) Olmaz di mi .. :) (niye demeyin konuyu baÄŸlama çabasıdır, anlayın)

Malzemeler:

1 su bardağı ince çekilmiÅŸ(un haline getirilmiÅŸ) badem içi
125 gr. tuzsuz tereyaÄŸ
1/2 su bardağı un
2/3 su bardağı pudra şekeri
2/3 su bardağı iri kıyılmış (1 badem 3-4 parçaya bölünmüÅŸ olsun) badem içi
1 çay kaşığı kabartma tozu
1 çay bardağı ekstra pudra ÅŸekeri

Hazırlanışı:

1- Önce parça bademleri, badem unu, unu yanmaz tavaya alıp kavurun. Unun kokusu gidene kadar. Dikkat edin sakın rengini kaybetmesin. Bir kenara alıp soÄŸumasını bekleyin.
2- Oda sıcaklığında yumÅŸamış tereyağının içine pudra ÅŸekeri, kabartma tozu ve kavurduÄŸunuz malzemeleri ekleyip bolca yoÄŸurun. EÄŸer sert bir hamur olduysa biraz su yumÅŸak olduysa biraz un ekleyin.
3- YoÄŸurduktan sonra un serili bir tezgahta çok ince olmadan yaklaşık 1 cm kalınlığında ellerinizle köÅŸelerdensıkıştırıp merdaneyle üstüne bastırarak açın. Açarken kenarları parçalanabilir. Onun için her açışta yanlardan içe doÄŸru bastırın. Offf ne zor oldu tarifi vermesi.
4-Ay dede kalıplarınız varsa onlarla yoksa su bardağı yardımıyla ay ÅŸekli verin. YaÄŸlı kağıt serili tepsiye dizin önceden ısıtılmış 175 derece fırında üstleri hafif pembeleÅŸene kadar piÅŸirin.
5-Fırından çıktıktan sonra 3-4 dakika bekleyip üstüne ekstra olan pudra ÅŸekerini çay süzgeci yardımıyla eleyin. :) Afiyet olsun.  

NOT: Bir önceki yazımda söz ettiÄŸim ütünün markasını sormuÅŸsunuz. Annemin yıllar yıllar önce Almanya’dan aldığı 17 yıldır kullandığım banamısın demeyen taÅŸ gibi ütülemeye devam eden, yangın çıkarmayan ütü. :) Rowenta.

04 Haziran 2009

YULAFLI KURABİYE

Kategori: Kurabiyeler — Misss @ 10:55

Neeeaaa ütünün fiÅŸi 5 gündür takılımı kalmış. Hadi canım, gerçekten mi? Ev nasıl yanmamış?

İstanbul’dan geldiÄŸimiz günün sabahı bu replikle güne merhaba dedim. Evet yine apar topar toplanıp koÅŸturmacayla evden çıkınca bu sefer her zamanki gibi yanımıza birÅŸey almayı unutmamışız, ütüyü fiÅŸte unutmuÅŸuz.. Ütünün çok ısındığında otomatik devreden çıkma özelliÄŸi sayesinde, evde oturup  bu yazıyı yazabiliyorum. Gelecek elektrik faturası cabası. Mesutla sen bıraktın ben bıraktım tartışması ise üstüne kreması..

İstanbul’a gitmeden önce ODTÜ kampüsünde yapılan Yeni Türkü konserine gittik. 94 yılında Üniversite açılış ÅŸenliÄŸimize gelmiÅŸti Yeni Türkü. 94 den sonra kaç defa konserlerine gittim sayısnı hatırlamıyorum. Liseden beri ablam sayesinde dinleyip sevdiÄŸim adamlardır kendileri. Konserde coÅŸtukça coÅŸtum. Bağıra çağıra ÅŸarkılar söyledim.

3-5 gün sonra Sertap Erener’in konserine gittik. Burada bahar, yaz konserleri baÅŸladı. Herbirine gidip coÅŸmak istedim. Mesela Ceza’da geldi ona da gitmeyi pek istedim. "yükssselen ben deÄŸilim alçalan duvarlar…" :)

Ardından gelen haftasonunda ise Artemis’te olan İbo konserine gittim. (Bu konu hakkında ise çok konuÅŸmak istemiyorum, hasasım)  :))) Lakin kendisine çocukluÄŸumdan beri tiksinme gibi kelimelerle anlatılacak duygular içindeyim. Ama eÄŸlendim.. Vallla bir kere ingilizce kelimeler söyleyip saçmalayan bir insan kendisi.. :)) Konserin verildiÄŸi salonda oturup etrafıma baktığımda ne kadar ilgisiz bir yerde olduÄŸumu farkettim. Mesela karşımdaki masada oturan adamın boynunda bir mendil var. Beyaz bir mendil, yemek yerken birden sevdiÄŸi bir ÅŸarkı söyleniyor. Adam masada olduÄŸu yerde kalkıp boynundaki mendili çıkarıyor ve mendili iki eliyle tutup önünde göÄŸüs hizasında bilek hareketleriyle sallamak koÅŸuluyla lililiiiiii diyerek kendinden geçiyor. 1-2 dakika sonra ÅŸarkı bittiÄŸinde o mendil yeniden boyna takılıyor çatal bıçakla yemeye devam ediyor. Ya da konsere gelen hatunlar görmediÄŸim kıyafetler giymiÅŸler. Bakın görrrmediÄŸim diyorum. Lakin bazıları bana göre çorap giymiÅŸ ama etek giymeyi unutmuÅŸlar.. Neyseee kısacası gittim itiraf ediyorum. İtiraf edeyim ki Mesut her bana birÅŸey yaptırmak istediÄŸinde, "bak iboo konserine gittiÄŸini herkese söylerim" diyerek tehdit edemesin, bu malzemeyi elinden almış olayım. :))

İstanbul’da iÅŸe gidip gelmekten kafamı kaldıramadım. Cumartesi günü akÅŸamı ÅŸirketin tekne gezisi vardı. Nefis bir boÄŸaz turundan ve güzel yemeklerden sonra kuruçeÅŸmede tekneden indik. İnmeseydik, teknede yaÅŸasaydık keÅŸke. BeÅŸiktaÅŸ ÅŸampiyon olmuÅŸ her yer, evet her yer tıka basa araba ve insan dolu. Trafik sıkışık. Ortalıkta çığlık atan insanlar mevcut. Yolları kesip dolaşıyorlar. Gayet düÅŸüncesizce kutlama yapıyorlar. Nasıl düÅŸünemiyorlar ya hastası olan bir insan aracıyla o yolda hastaneye yetiÅŸmeye çalışıyorsa.  

Ben takım tutmuyorum. Futbolla hiç ilgim yok. Öyle ki en son hatırladığım futbolcu prekazi (o da saçları sayesinde aklımda) ve ÅŸeytan rıdvandır. (sanırım onunda ÅŸeytan sıfatı yüzünden unutmuyorum) Ä°stanbul’da yaÅŸarken Milli maçlarda kazanmayalım isterdim. Türkiye kazanırsa kimbilir kaç kiÅŸi öldürülecek, serseri bir kurÅŸuna kurban gidecek, silahlar patlayacak diye. Sanırım millet olarak sevinmesini bilmiyoruz. Sevinirken bencilleÅŸiyoruz..

Alakasız bir ÅŸekilde tarif verip kaçıyorum. Sizleri de sımmsıkı kucaklamak istiyorum. (içimden geldi..)

Malzemeler:

1,5 su bardağı yulaf ezmesi
1 su bardaÄŸndan biraz az un
1 çay kaşığı karbonat
1 çay kaşığı kabartma tozu
1,5 yemek kaşığı portakal kabuğu rendesi
1/2 çay kaşığı tuz
1/2 su bardağı toz ÅŸeker 
100 gr tereyağı
1 yumurta
1 yemek kaşığı vanilya

Hazırlanışı:

1- Yulafları, unu, karbonatı, kabartma tozunu, portakal kabuğunu ve tuzu bir kapta karıştırın.
2- Toz ÅŸekeri ve tereyağını mikserle 3-4 dakika krema kıvamına gelene kadar karıştırın.  Yumurtayı ve vanilyayı ekleyip karıştırmaya devam edin.
3- Yulaflı karışımı ekleyip 1-2 dakika karıştırın.
4- karışım hafif ele yapışan bir karışım olacak. Elinize un sürüp karışımdan ceviz büyüklüÄŸünde parçalar alın tepsiye aralıklı ÅŸekilde dizin. Çünkü yayılacaklar. Önceden ısıtılmış fırında (önemli) üstler kızarana kadar piÅŸirin.
5- Tepside 5-10 dakika bekletip sonra servis yapın. Afiyet olsun.

25 Mayıs 2009

SOMON VE AVOKADOLU PANZANELLA

Kategori: Deniz Ürünleri, Yemekler — Misss @ 10:55

Sabah erkenden uyandım. Bugünün cuma olmasından mütevellit mutlu mutlu ama uykudan uyandığım için bir o kadar tosur tosur salona geçtim. Az Tv serettim. Çay suyunu koydum. Dünden aldığım simitlerin ortasını kesip kaÅŸar ve sucuk yerleÅŸtirip fırına verdim. Salondan yatak odasına geçerken Tekirin seslendiÄŸini duydum. (Evet kendisi insan gibi maÅŸallah sesleniyor, çağırıyor, yakında dile gelip konuÅŸacak)  Suyu bitmiÅŸ, kahvaltı ne zaman gelecek diyor. :) Suyunu koydum, mamasını çıkardım. Elimdeki mama bardağına kafasını toss toss vurarak teÅŸekkür etti. Hava güneÅŸli, bahçeye, baÄŸa bostana bakayım dedim. (Duyanda metrekarelerce bahçe, tarla var sanacak) :)) EktiÄŸimiz domatesleri, biberleri, kavun, karpuzu kontrol ettim. Çiçek açan domateslerden pırt pırt pırtlayan domatesleri görüp sevinç çığlığı attım. Çileklere baktım. OlmuÅŸ bir çileÄŸi koparıp yedim. Lavantalara elimi sürüp, bi tane koparıp burnumla aÄŸzım arasına bıyık gibi koydum. Üst dudağımı burnuma deÄŸdirir gibi hareket ederek lavanta düÅŸmeden koklaya koklaya bahçede dolaÅŸtım. Dikkat eller serbest :) (hareket anlaşıldı deÄŸil mi) 2 badem kırdım. Taze taze kabuÄŸunu soydum onuda lüplettim.

Kaç gündür yokladığım ÅŸekerpareleri (kayısıları) yoklayayım belki yumÅŸamışlardır dedim. YumÅŸamışlar kararını verdikten sonra burnumla dudağımın arasında lavanta, ellerimde 4 ÅŸekerpareyle eve girdim. Mesut yürüyüÅŸ yapmayacakmıyız dedi, bugün cuma akÅŸama konsere gideceÄŸiz ne yürüyüÅŸü yaaauvvv dedim. İçim kıpır kıpır radyodan yükselen müzikle deÄŸiÅŸik dans figürleri yaptım. Bu konuda baÅŸarılı olduÄŸuma karar verdim. Mesut neden güldü anlayamadım. :) KaÅŸar, sucuk, simit çay ile kahvaltı edip, hazırlandık, giydiÄŸim kıyafete son bir kez baktım, eteÄŸimin ütüsüz olduÄŸuna karar verdim. EteÄŸi çıkarıp ütülemeye üÅŸendim. Etek üstümdeyken ütü masasına eteÄŸi geçirmek suretiyle maymunlara yakışır bir eÄŸilip bükülmeyle, kırışık yeri ütüledim, iÅŸe gitmek için arabaya bindik.

Arabaya biner binmez içim daraldı. Sanki bahçe ve ev sınırlarının içindeki mutlu kuzucuk Zerrin ben deÄŸildim. Ben kendimi sanki evde unutmuÅŸum içime katil ruh Çaki girmiÅŸ gibi nemrut vaziyetde oturdum durdum. Mesutun yaptığı tüm komikliklere, havanın iç açıcılığına, radyodan yükselen güzel müziklere raÄŸmen uyuzluÄŸum yol boyunca bakii kaldı. İçimdeki sıkıntı arttıkça tedirginliÄŸimde arttı. Acaba birÅŸeymi oldu, niye içim sıkılıyor, diyerek annemleri aradım. Annemle, babamın sesini duyunca az biraz içim ferahladı, rahatladım. Herkesin iyi olduÄŸundan emin oldum. UyuzluÄŸumun neden kaynaklandığını bulamadım. Åžimdi iÅŸteyim, hala nemrutum, hala suratsızım. Biri dokunsa, plooof diye dalasım var,  dokunan yok… yada salya sümük aÄŸlasam rahatlarmıyım acaba ..

Hadi hayırlısı.. Güzel bir somon tarifi ve yanına yakışır avokado salatası tarifi vereceÄŸim. Tarif sanırsam LaCucina dergisinden.

Haftasonu somon alıp deneyin derim. Benden sölemesi, denemezseniz aÄŸlarım hıı… :)

Somon için:

Malzemeler:

2 dilim somon
4 diş sarımsak
3 yemek kaşığı zeytinyağ
biberiye

Hazırlanışı:

1- Somonları ince ince küçük parçalar halinde kesin. Sarımsakları ince ÅŸekilde doÄŸrayın. Yanmaz tavaya zeytinyağını koyun. İçine sarımsakları atıp çevirin. Zeytinyağına sarımsak aroması bulaÅŸsın. Misss gibi olsun. Sarımsaklar çok ölmeden somonları ve biberiyeleri yağın içine koyup kızartın. Hafif pembelÅŸmesi yeter. Çok fazla piÅŸirmeyin. Afiyet olsun.

Avokadolu tarif için aslında bu yazıyı yazdım. :) Tarifi yanıma almamışım. BaÅŸka fotoÄŸraf yok , yazı yazmassam sıkıntım azalmayacak, belki azalır diye yazdım. Ne yapalım tarif eve gidince yazılacak. :)))

Malzemeler:

4 dilim tost ekmeği (ben kepekli ekmek kullandım)
1 çay bardağı çekirdekleri çıkarılmış siyah zeytin
1/2 küçük soÄŸan
1 adet avokado
2 orta boy domates
Vinaigrette sos için: 6 çorba kaşığı sızma zeytinyaÄŸ , 2 yemek kaşığı balzamik, tuz, karabiber

Hazırlanışı:

1- Ekmekleri ufalayıp bir kaba alın. Küp doÄŸranmış domatesleri ve küçük küp halinde kesilmiÅŸ avokadoları bir kaba alın. Çekirdekleri çıkarılmış zeytinleri doÄŸrayın. minik minik doÄŸradığınız kuru soÄŸanıda tÄŸm karışıma ekleyin. Hepsini birleÅŸtirip karıştırın.
2- Ayrı bir kapta zeytinyaÄŸ, sirke, tuz karabiberi karıştırın. Tüm malzemelerin üzerine sosu gezdirin ve ekmekler yumÅŸayana kadar karıştırın. Bir kabın içine bastırarak koyun ve servis tabağınıza ters ÅŸekilde çıkarın. Afiyet olsun.

Hepinize mutlu hafta sonları.

12 Mayıs 2009

CEVİZLİ KURABİYE TARİFİ

Kategori: Kurabiyeler — Misss @ 10:55

Öncelikle ne zamandır yazamadım. YoÄŸunluk belimi büküyor. Blog ödüllerinde hobi kategorisinde 3. oldum. Hepinize tekrar çoook teÅŸekkür ederim. Oy verenleriniz çok olsun.. :)

Bu sabah keyfim yerine gelsin diye Oya‘nın sayfasına girdim. Benim suratıma öyle bir gülümseme yayıyor ki ona ne söylesem az. Sabahları alarmla uyanmaktan ve başında ki beladan söz etmiÅŸ Oya. Ona yorum yazarken aklıma gelenleri buraya da karalamak istedim.

Ben 14 yıldır sabahları alarmla uyanmıyorum. Alarmı kurmuÅŸsak, alarmdan tam 3 dakika önce uyanıyorum. Evet çok net tam 3 dakika önce uyanıp alarmı kapatıp iÅŸime bakıyorum. 14 yıl önce ise okula gidebilmek için daha doÄŸrusu güne baÅŸlayabilmek için çalar saatsiz yaÅŸayamazdım. O zamanlar da saat çalmazsa sanki bir ayıyım ve kış uykusuna yatmışım gibi uyudukça uyuyabilirdim. Ne sabah olduÄŸunu farkederdim ne gündüz ne gece. Yere paralel gelebildiÄŸim her yerde her ortamda uyurdum. (bununla ilgili bir yazı yazmıştım bakınız) Ve itiraf ediyorum 1 günü öyle atlamışlığım var. Çok net 2 mayıs gecesi yatıyorum, kaldıran olmuyor, saat çalmıyor 4 mayıs günü sabaha karşı sanırım karnım acıktığı için kalkıyorum, yaÅŸamaya devam ediyorum. Uzun bir süre günleri 1 gün geriden takip ediyorum. Kimse bana bir günü, kosskocaman bir günü uykuda geçirdiÄŸime inandıramıyor. Yani böyle çalar saate bağımlıyken birden bire bu baÄŸlılığıma son veriyorum. Peki ama NEDEN?

Bir gün yine TV karşısında takılırken bir belgesele rastlıyorum. İnsanın uyku sırasındaki tepkileri zart zurtla ilgili bir program. Zart zurt diyorum lakin programla ilgili bugün hatırladığım tek birÅŸey var. " Derin uykudayken insan beyninin daha önce duymadığı, yabancı gelen, özellikle mekanik sesler ani duyulduÄŸunda beyindeki devrelerin yanmasına neden oluyormuÅŸ."  Bu cümleyi duyduÄŸumdan beri tüm dengem altüst oldu sabahına çalar saat başımdan kalktı, ardından yeni icat cep telefonu alarmlarından uzak durdum. Sonunda devrelerimin yanması, kısaca kafayı üÅŸütmek vardı. Çok fazla fobisi olan bir ÅŸahıs olarak ÅŸunu söyleyebilirim ki bir çok insan gibi korkularımı sıraladığımda ölüm birinci sırada gelir, diÄŸer insanları bilmem ama ikinci sırada ki fobim ise delirmektir. Nedeni yok kendimi bildim bilesi delirmekten korkarım. Åžöyle denmesimi beni korkutuyor acaba "Ahhh ahh sorma Nigar Hanım gül gibi kızdı, evlenmiÅŸ barklanmış, iÅŸ güç sahibi, bir gün saati kuruyor iÅŸe gitmek için aman o saat çalmasınmı saatin sesini duyunca kafayı sıyırıyor bu garibim. O gün bugündür böyle altına kaçırıyor, mahallede araba sürüyor gibi yapıyor, biz mahalleliler acıdığımızdan bakıyoruz garibana" Evet evet böyle konuÅŸmalar beni fobi sahibi etti sanırsam. :))) Aman Allah Korusun… Ben saatsiz  uyanıyorum kardeÅŸim.. Sizi bilmem Nigar hanımların akÅŸam beÅŸ çaylarına konu olmaya niyetim yok. :))))

Peki ÅŸu anda ne durumdayım, Misal sabah kalkmam gerekiyor ve çok önemli bir iÅŸim mi var saati kuruyorum, bünyem kendini nasıl ayarlıyorsa 3 dakika öncesinden uyanıyorum. Saati kapatıp güne baÅŸlıyorum. Normal günlerde de akÅŸam yatarken sabah kaçta kalkacağımı düÅŸünmem yetiyor. Gece diyorum ki "kızım zerrin bugün iyi iÅŸ çıkardın, yarın da senden aynı performansı bekliyorum, sabah 8′de uyan, 8-20 ‘de evden çık tamam mı?".. (evet böyle robot gibi programlıyorum kendimi) :)  Saat kurmadan zınk 8-00 de ayakta oluyorum. 8-20 de çıkıp çıkmadığımla ilgili birÅŸey demiyorum farkettiyseniz orası ayrı. Uyanıp evden çıkamayabilir insan di mi ama..

Neyse lafı uzatmayayım baÄŸlamaya hiç uÄŸraÅŸmayayım nefis bir kurabiye tarifi vereceÄŸim. Misss gibi…

Malzemeler:

125 gr. tereyaÄŸ
1/2 su bardağı toz şeker
1 su bardağı un
1 tatlı kaşığı vanilya
1,5 su bardağı ince kıyılmış ceviz içi
1 çay kaşığı karbonat

Üstü için 1/2 su bardağı toz ÅŸeker

Hazırlanışı

1- Oda sıcaklığında olan tereyağını mikserler 1-2 dakika çırpın.
2- YaÄŸa 1/2 su bardağı toz ÅŸekeri ekleyip çırpmaya devam edin. iyice karışmasını saÄŸlayın. Un, vanilya, karbonat ve ceviz içini ekleyip karıştırın. Kulak memesindde bir hamur elde etmelisiniz. EÄŸer yumÅŸak geliyorsa biraz un ilave edebilirsiniz.
3- Bir kabın içine 1/2 su bardağı toz ÅŸekeri boÅŸaltın. Hamurdan parçalar alın yuvarlak yapıp iki tarafıda ÅŸekere bulayıp yaÄŸlı kağıt serilmiÅŸ fırın tepsisine dizin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında pembeleÅŸenee kadar piÅŸirin. Afiyet olsun.

Not: AÅŸağıdaki zeytinyağıyla ilgili soran arkadaÅŸlr var. Hemen cevaplayayım. Zeytinyağının içine yıkanıp kurulanmış taze kekik koyup salatalarda ve hamur iÅŸlerinde bu zeytinyağını kullanıyorum. Çok leziz bir aroma veriyor. Bir de bunun aynısının sarımsaklısı da nefis olur. :)

FONDA ÇALAN MÜZİK: Yeni Türkü — Delilerden sen anlarsın :)))