ROMA 4. GÜN
13 Mayıs 2008
Uyandım, ayaklarım hala zonkluyor. Otel odasındaki camlarda 2 perde var. İç kısımdaki perdeyi kapadığında ses ve ışık yalıtımı saÄŸlıyor. Odanın içi kapkaranlık. Perdeyi açtım meÄŸer dışarsıda öyleymiÅŸ. Hava tamamen kapalı ve yaÄŸmurlu lanet okudum yeniden yataÄŸa döndüm. Moralim altüst oldu.
Kalktık oteldeki mozerrella ve ekmekle kahvaltı yaptık. Emailleri kontrol ettik. Otel yanındaki cafede çay, kahve içelim dedik. Artık raconu ve nasıl çay isteyeceÄŸimizi öÄŸrendik. :) Önce kasaya ödeme yapıyoruz oturarakmı yiyip içeceksin yoksa bancodamı onu söylüyorsun. Bir fiÅŸ veriyor. FiÅŸin üstüne minik bir bahÅŸiÅŸ koyup bırakıyorsunuz, sipariÅŸiniz ÅŸipÅŸak hazır.

Bu havada ne yapalım diye düÅŸündük, müze olsun hem de Roma National müzesini gezelim dedik. Otelimizden tek metroyla ulaÅŸabildik. Termini İstasyonunda indik. Resepsiyondaki hatuna harita üzerinde tarif ettirmiÅŸ, iÅŸaretlemiÅŸtik. İşaretlediÄŸi yer bambaÅŸkaymış. Ne tarafa doÄŸru gitmeliyiz diye düÅŸünürken metro istasyonunun yanındaki bina dikkatimizi çekti. MeÄŸer tam yanımızdaymış. GiriÅŸ kiÅŸi başı 10 euro. Biletler üç gün geçerli. 4-5 katlı bir müze. İstendiÄŸi takdirde 4 euroluk telefon rehberlerden alınabilir. Rehber almamaya karar verdik. Eserlerin yanlarında açıklamalar mevcut. GiriÅŸ kat heykellerle dolu.

Hepsi kafa heykelleri. Mezar için veya kiÅŸiler kendi evlerine konulması için yapılan heykeller. Oldukça gerçekçi ve çok baÅŸarılı heykeller var.
Gençleri okul gezisine getirmiÅŸler. O kadar ilgisizler ki. Romada dünyaya geldikleri için herbirini kıskanıyorum.. Bu ÅŸehirde sanatçı olmamaları, estetik bakış açısına sahip olmamaları mümkün deÄŸil. Gözlerini kapatsalarda o bakış açısını birÅŸekilde ediniyorlar.

Müzede dolaşırken en çok hoÅŸuma giden bölüm İ.Ö den önceki dönemde boyanmış evlerin iç ve dış cepheleriydi. Öyle güzel resimler yapılmış, öyle hoÅŸ boyanmışki ileride evim olursa böyle resimler yapmak hatta Mesuta yaptırmak istiyorum J) Süpper korunmuÅŸ ve ÅŸahane sergiliyorlar.

DiÄŸer bölümde mitolojik kahramanlarla ilgili çizilmiÅŸ resimleri görünce ve yanlarındaki hikayeleri okuyunca masal dünyasına gidip geldim. 3 kat dolaÅŸtık geriye 2 kat kalmıştı, dışarıya çıkıp birÅŸey atıştırıp yeniden döneriz dedik. Biletlerin arkasına baktığımızda 3 gün geçerli olduÄŸunu gördük. Çıktık yakınlarda bir mc donalds vardı oraya gittik. Vatikan daki dandik rest yüzünden cesaretimiz kırıldı hiç deÄŸilse bildiÄŸimiz biÅŸi yiyelim dedik. Mesut baconlu big mc ben 2 cheesburger mideye indirdik. Çevreyi biraz dolaÅŸmaya karar verdik. Bizim Eminönünden hallice Taksimin arka sokaklarındaki dükkanlar gibi yerlere girip çıktık. Ama çevre temiz ve düzenli … Müze modunu kaybettik, yorgunluktan ölmek üzereydik otele gidip dinlenip yeniden çıkarız dedik. AkÅŸam yemeÄŸi için google mapten adres bakmamız gerekiyordu. Otele geldiÄŸimizde ayaklarımız zonkluyordu. Elimizde olan rehberde bulunan restourantları düÅŸündük. Ben reklam alınmış dandik yerlerdir diye düÅŸündüm. Haritada birkaç yer iÅŸaretledik. Virtualturist sitesinde bir restaurant önerisi vardı onu deÄŸerlendirmeye karar verdik. Aşıklar çeÅŸmesinin yakınında… Önce oraya bir bakarız beÄŸenmezsek baÅŸka yerde ÅŸansımızı deneriz dedik. Mesut çalıştı,iÅŸ yaptı , ben kestirdim. Uyandım hazırlandık, saat 19-30 gibi otelden çıktık. Daha önceki tecrübemiz 23-oo den sonra yemek bulunmadığı yönünde olduÄŸundan koÅŸturarak gittik. J Barberini durağına kadar metroyla gittik. Oradan nasıl gideceÄŸimizi yönümüzü anlamaya çalıştık. Metro durağının önünde bir sinema var bir adama aşıklar çeÅŸmesinin hangi yönde olduÄŸunu sorduk. Bizi bir yöne yönlendirdi. İngilizce bilmiyordu. Elle kolla harita üstünden anlaÅŸtık. 6-7 dakika yürüdük. THY acentası gördük. Tabelasını öpesim geldi. J Orada bir adama yeniden yönümüzü sorduk. Bize ters istikametde olduÄŸumuzu tam tersi yöne gitmemiz gerektiÄŸini söyledi. Neyse döndük tarifi aldığımız elemanın önünden geçerken tükürmek istedim, ayaklarım zonkluyor fazladan attığım her adım bana eziyet.. Aşıklar çeÅŸmesine kadar 3-5 kiÅŸiye sorarak geldik. Aşıklar çeÅŸmesi, akÅŸamda kalabalık, akÅŸamda muhteÅŸem. GideceÄŸimiz restaurantı kolayca bulduk. İçeriyi gördüÄŸümüz anda menüye bile göz atma ihtiyacı duymadık. Tam hayalimdeki İtalyan restaurantıydı. L’Archetto di Fontana di Trevi — Via dell’Archetto 26, Roma - Yemekleri ve menüsü mükemmel. Masalar beyaz örtülerde üstünde iÅŸlenmiÅŸ peçeteler… 2 katlı bir yer. GirdiÄŸimizde tüm masalar doluydu. Çok samimi bir yer. Alt kata iniyoruz beni bunaltıyor üst kata çıkıyoruz o sırada bir masa boÅŸaldı oturduk. Kasadaki adam dışında İngilizce konuÅŸan hiç bir personel yok. J Masaya yerleÅŸiyoruz, bizdeki gibi zeytinyaÄŸlı barı mevcut, 8-9 çeÅŸit zeytinyaÄŸlı var. Ama menüyü elinize aldığınızda 100’ü aÅŸkın makarna görüyorsunuz, 30’un üstünde pizza seçeneÄŸi var. her turist gibi uzun uzun okuyup menüyü hatmediyoruz. Karar veremiyoruz. Önden bir lt. Åžarap söylüyoruz. J)) Biz önden ÅŸarabı söyleyelim bu arada karar verelim diyoruz ama garson çocuk ingilizce anlamıyor bu söylemek istediÄŸimizi biz anlatamıyoruz tepemizde bekliyor ÅŸaraptan baÅŸka ne istiyoruz diye. Apar topar sipariÅŸleri veriyoruz. Garson çocuÄŸa spesiyal spagettilerinin ne olduÄŸunu soruyoruz. Onun önerisini Mesut’a sipariÅŸ ediyoruz. Sadece salıları ve cumaları çıkan bir spagethi. Deniz ürünlü, ben de limonlu kremalı sipariÅŸ ediyorum. Önce perperonili pizzamız geliyor. Enfes birÅŸey… İnce hamur, renkli biberler, peynirler ve üstünde zeytinyaÄŸ.. (fotoÄŸraf kötü ama koymasam olmazdı diÄŸer yediÄŸimiz makarnaları fotoÄŸraflayamadığıma zaten çok üzgünüm.)

Bu sırada arkamızdaki masaya iki Türk geliyor. Yanımızda bir çift oturuyor. Åžarap masamıza geldiÄŸinde ÅŸok yaşıyoruz. Kosskocaman bir sürahide geliyor. Ama gerçekten kocamaaan.Yanımızdaki masa (yan masa dediÄŸime bakmayın aramızda 1 karış mesafe var) çiftin erkek olanı ÅŸarap oldukça büyük diyor. Bizde istermisiniz diye soruyoruz. Kadehlerini dolduruyoruz., tanışıyoruz. Eduardo ve Silviya. Silviya Sicilyalı, avukat , Eduardo Romalı mimar. İkiside dünya ÅŸekeri sohbetleri nefis, kızın ingilizcesi benimki gibi ikimiz kör topal supper sohbet ediyoruz. Vatikana gidip gitmediÄŸimizi soryorlar. Gitmediyseniz orada arkadaşım var turistlerin giremediÄŸi bölümlere girmenizi saÄŸlayabilir diyor. TeÅŸekkür ediyoruz. Türiyeye gelmeyi düÅŸünüyorlarmış. İlk gördüklerinde Avustralyalıyız sanıyorlar. Niyeyse J Arkamızdaki masadaki Türk amca sohbete katılıyor. Samimi bir ortam oluÅŸuyor. İstanbul’da gözlük çerçeve imalatçısı fuar için gelmiÅŸler yanında oÄŸlu var. O anda farkediyoruz ki birbirini tanımayan 3 masa haralagürele sohbet ediyor. Eduardo ve Silviya’dan yemek yenecek baÅŸka rest. önerileri alıyoruz. Toplam 28 euro hesap ödüyoruz. DönüÅŸ yolunda metroya yetiÅŸmeye çalışıyoruz ama metro 23-oo de bitiyor. Otobüsle Terminiye gidip ordan aktarma yaparak otele dönüyoruz. Yatmadan once yarın Napoli planımız için internetden tren saatlerine bakıyoruz sabah 7’ye saati kurup yatıyoruz. Bakalım yetiÅŸebilecekmiyiz.

















































