30 Temmuz 2010

DAVET SOFRASI

Kategori: Yemekler — Misss @ 10:55

Adayla birbirimize alışma çalışmaları iyi gidiyor, her yazıya böyle baÅŸlıyorum. Ada 25 yaşına gelecek evlenecek ben hala alışma çalışmaları iyi gidiyor yazacağım.. :))) Ama gerçekten iyi gidiyor hehehe.

Kıbrıs’tan gelirken iÅŸyeriyle Haziran sonu gibi iÅŸe baÅŸlayacağımı konuÅŸmuÅŸtuk. Ama ilk kez anne olduÄŸumdan başıma neler geleceÄŸini bilmiyormuÅŸum. 14 yıldan beri çalışan bir insan olarak -elbette iÅŸsiz kaldığım zamanlar oldu- ama anne olarak iÅŸsiz kalmamıştım.:) hayatım bir insandan ibaret olmamıştı. Hem de ne insan bir gıkıyla beni ayaÄŸa dikiyor, azcık mızıldandımı aman ayy yavrum neyin var moduna giriyorum, karşımda kikirdedimi dört köÅŸe oluyorum. Herif beni parmağında oynatıyor bildiÄŸiniz. Böyle olunca da insan dakikasını kaçırmak istemiyor. Her anını görmek yaÅŸamak istiyor.. ZorluÄŸu var mı elbette var. Tüm zamanınız bir bebeyle geçiyor. Åžikayetçi deÄŸilim ama İnsan yüzüne (insan=yaÅŸ olarak kendi yaşınıza yakın demek) hasret kaldığım zamanlar oluyor. Öyle zamanlarda kendime yakın yaÅŸlı birini buldummu bir çenem düÅŸüyor sormayın. Åžimdi burada da böyle olabilir affedeceksiniz artık. :) Yani iÅŸin özü Ada biraz daha büyüyene kadar çalışmamaya karar verdim. :)

Çalışmadığım bir dönem oldu. O dönemin 6 ayını İstanbulda 1 yılını Kıbrıs’ta geçirdim. Bir gün bile sıkılmadım. SeyrettiÄŸim filmin, dinlediÄŸim cd’lerin hesabını bilmiyorum. OkuduÄŸum kitabında. Her gün 2 saat spor yapıp kendimi kendime adamıştım. :) Åžimdi ise küçük bir fark var kendimi Adaya adamış durumdayım. Evet kitap okuyorum (bebek geliÅŸimi, Masal kitapları, ya da Ada’nın izin verdiÄŸi ölçüde roman) :) Elbette sinema seyrediyorum. Her film 2 yada 3 bölüm halinde. :) Müzik dinlemiyorum yapıyorum. Karga karga gaaaak dedi çık ÅŸu dala bak dedi :))) Herkes bana bebek olduÄŸunda zorluk yaÅŸayacaksın, çalışmamak büyük dert oluyor, çok sıkılacaksın dediklerinde hadi canımmm ben sıkılmam diyordum.. :)

Büyük konuÅŸmayacaksın arkadaÅŸ, büyük lokma ye büyük konuÅŸmamıydı o lafın doÄŸrusu. (Bu arada siz biliyormusunuz daha önce bahsettimmi bilmiyorum ama atasözleri ve deyimlerin hiçbirini doÄŸru kullanamıyorum. Kendimi Türk Malı dizisindeki kadın karakter gibi hissediyorum. Yalan söyleyeni dokuz köyde ovarlar gibi :))))))))) Neyse parantezi kapatıyorum. Ada’ya hamileyken öyle büyük laflar ettim ki. mesela dedim ki bebeÄŸe emzik vermeyeceÄŸim. Åžöyle de böyle de.. Hatta ablam doÄŸuma bir gün önce İstanbula geldiÄŸinde Ada’ya çeÅŸit çeÅŸit hediyeler getirmiÅŸti. Bir de içinde emzik vardı. Dedimki abla biz emzik vermeyeceÄŸiz. Olsun dedi :) DoÄŸumum oldu. 2 gece hastanede kaldık. Ardından eve geldik. Gece saat 23-oo oldu Ada uyumaz. Gece saat 1-2-3-4 Ada uyumaz. Ben hastaneyi (hemÅŸire odasını) arıyorum. Uyumuyor bebe diye. Yapmamız gerekenleri söylüyorlar yok yok. Uyumuyor. :) Biz emziÄŸi o akÅŸam kaynattık verdik aÄŸzına.. :) Sonra 1 ay kadar emdi  bıraktı. 3 aydan beri denemediÄŸim emzik kalmadı. Alsın diye alsında beni emzik modunda kullanmasın diye, yok adam emmek istemiyor. Tamam dedim. Teslim oldum.

Ardından doÄŸmadan öncede sonrasında da yavruma TV seyrettirmeyeceÄŸim diyordum. Affedersiniz ama bildiÄŸiniz atıp tutuyormuÅŸum. :) Yanlışlıkla Tv’ye doÄŸru tuttuysa arkadaÅŸlarım kibarca uyarıp biz Ada’ya Tv seyrettirmiyoruz diyordum. Herkes de hassasiyetime dikkat ediyordu. Lakin Tv de zaplarken Baby TV’deki Tulli’yi görüp aşık olan Ada tulliyle konuÅŸmaya baÅŸladı. 3 dakika süren program sırasında ben rahat nefes aldığımı farkettim. Tullinin saati gelir gelmez Tv nin başına geçiyoruz. Ada mama sandalyesinde ben koltukta yatay vaziyette. Ve buradan duyuru yapmak istiyorum. Baby TV yapımcıları salyangoz Tulli 3 dakika deÄŸil 30 dakika olsun.. :) GördüÄŸünüz üzere o atıp tutmalarda bir yere kadarmış.Teslim olmuÅŸ vaziyetteyim.

Neyse bu atıp tutmalarımı bir kenara koyup size birinden bahsedeceÄŸim. Bir insanın ince (ince derken ÅŸiÅŸman ince deÄŸil kibarlık manasında anladınız onu siz) :)) olması doÄŸuÅŸtan gelir. Bunu bilir bunu söylerim. Elbette yetiÅŸtiriliÅŸ çok önemlidir, falan filan ama. EÄŸer içinde yoksa insanın yoktur. Siz hiç 5 kg. lık zeytinyağı sipariÅŸ edip gelen paketin içinden misss kokulu güller çıkacağını tahmin edermisiniz ya da fesleÄŸen dalları. Bidonun dışında sarılı olan poÅŸeti yırtarken burnunuza gelen kokuyu anlamayıp aman Allahım bu koku nereden geliyor böyle, misss gibi dediniz mi. Ben dedim. Ve o kadar ÅŸaşırdım ki.. Delfinamın babasının gönderdiÄŸi zeytinyağı paketini açtığımda o kokuya rastladım. Daha bi heyecanla yırttım paketi. İnanamadım. Bahçeden koparılmış 2 gül, yanında fesleÄŸen dalları. Islak bir peçeteye sarılmış, sarılmış ki teeeee oralardan buralara gelene kadar kokusu dayansın, iyice salmasın kendini diye. Nasıl bir koku, beklemezken duydunmu insan başını döndürüyor. Åžimdi sorarım size Tevfik amca’nın inceliÄŸi nasıl bir ÅŸeydir. Buradan da Fatma teyzenin, Tevfik amcanın ellerinden öpüyorum..Farkettim ki zeytinyağıyla ilgili birÅŸey yazmamışım. Pek birÅŸey demeye gerek yok. HARİKA.. Mutlaka deneyin derim. SipariÅŸ için Delfinamın sitesini ziyaret edin. Kıbrıs’ta yemiÅŸtim en son böyle güzel zeytinyağı. Kendi bahçeden topladığımız zeytinlerin yağıydı. O zamandır özlem duyuyordum. İşte buldum dedirtti bana.. 

Bu arada Seda’cığım için Ömer bebek geliyor partisi düzenledik. Pek keyifli geçti. Ben alttaki bez pastayı hazırladım. Yapımı oldukça keyifli. Belki yapmak isteyen olur, fikir verir. Seda’cığım herÅŸey istediÄŸin gibi olsun.. Limon kokuluNevalim o sadrazam lokumu rüyalarıma giriyor. :)))

Ben hiç masa fotoÄŸrafı, menü v.s. koymadım bloguma. Hiç fırsat bulamadım. İşte size bir davet sofrası. Ben öyle üst üste tabak çanağın olduÄŸu masaları sevmiyorum gereksiz geliyor. Görmedim de hiç bir yerde. Yemekteyiz programı dışında. :) Benim masam oldukça sade. 2 çocuÄŸu olan iÅŸ arkadaşımız ve eÅŸi için hazırlandı. Çocuklar olunca tatlı kısmına ağırlık verdim. Çorba yerine zeytinyaÄŸlılardan hoÅŸlanırım masada. çorba insanın karnını doyuruyor düÅŸüncesindeyim.. :) İşte menü.

 MENÜ
ZeytinyaÄŸlı garnitürlü enginar
Zeytinyağlı yer elması
Patates topları ( havuçlu ve maydanozlu)
Kırmızı biber sarması (peynirli)

Minik köfteler

Patlıcanlı Börek

Kremalı fesleğenli tavuk
Havuçlu pilav

Sütlü irmik tatlısı
Hazır baklava yufkasıyla dilber dudağı
Browni cheesecake

Köftelerin sunumunu çok beÄŸendiler. Her zamankinden farklı hazırladım. Ara sıcak olarak sundum. İşte taif:

Malzemeler:

250 gr. kuzu 250 gr. dana kıyma
1,5 çay kaşığı tepeleme kimyon
1 su bardağı ufalanmış tam buÄŸday unlu ekmek içi
1 orta büyüklükte soÄŸanın rendesi
2 diÅŸ sarımsak dövülmüÅŸ
1 tatlı kaşığı tuz, karabiber
chery domates
çöp ÅŸiÅŸin çöpü :)
Sıvı yağ

Hazırlanışı:

1- Tüm malzemeleri karıştırıp minik köfteler yapın. Chery domateslerinizin büyüklüÄŸünde.
2- Kızgın yaÄŸda köftelerinizi piÅŸirin.
3- Çöp ÅŸiÅŸlerinize 2 köfte bir domates takıp bardaklarınızın içinde sunabilirsiniz. Afiyet olsun.

 

23 Haziran 2010

ETLİ ENGİNAR

Kategori: Kategorilenmemi?, Yemekler — Misss @ 10:55

Bloga ısınma çalışmalarında çok baÅŸarılı olamadım. Kabul ediyorum. Sıcakların bastırması, Ada’nın tüm zamanımı kaplaması, yapılacak ÅŸeylerin tümünün sıraya dizilmesi ve bloga yazı yazmanında sıralarda geride yer alması, bir türlü yazamamamın nedeni. Bir de Ada için günlük hazırlıyorum. Eski kıvraklığımı kaybetmiÅŸ olmam, resim eklerken bile anaaam nasıl ekliyoduk bu resmi, eee iyide kategori nasıl oluÅŸturulur hoydaaaa ÅŸeklindeki nidalarımla zar zor yazıyorum. Görsel tarafı tamamlanmadığından, içerik tamam olsa da günlüÄŸü daha yayınlayamıyorum.

Her günüm aynı geçiyor. Bazen aynı günü tekrarladığımı ve bana zalim bir oyun oynandığını düÅŸünmeden edemiyorum. MeÄŸer ben eskiden ne faal bir insanmışım, ne keyifli ÅŸeylerle uÄŸraşıyormuÅŸum… Ahhh kıymetini bilememiÅŸim, bilememiÅŸim.. (burada dizlerime vurarak lililililili diye ses çıkarıyorum bir taraftan, hayal edin diye açıklayayım dedim) :)))

Neler yaptık biz son yazımızdan bugüne. Ada 5 aylık olmak üzere. Üzere diyorum çünkü bu yazıyı yazar yazmaz yayınlarsam :) 5. aya 1 haftası var. :) Keyfi yerinde, annesini üzmüyor, hergün bir atraksiyonla günümü neÅŸelendiriyor. Sizlerin de ellerinden yalıyor. Daha öpmeyi bilmiyor. :).

Biz bu 2 aya Bolu, Lüleburgaz, TekirdaÄŸ ziyaretleri sıkıştırdık. Bir de Antalya tatili. Özlem, Ada’nın bu gezme tozmaları için "ben 34 yaşındayım bu adam kadar gezmedim daha" dedi. Hala aklıma geldikçe gülüyorum. 

Birde beni hala hayrete düÅŸüren bir olay yaÅŸadım. Blogtan tanıdığım güzel insan Ä°nci ile yüzyüze tanışmasakda facebook aracılığı ile ara ara görüÅŸüyoruz. Ada ve benim fotoÄŸrafımızı da oradan görmüÅŸ. Önümde babam dursa, eÄŸer onu görmeyi beklemiyorsam tanımaktan aciz biri olarak bu yaÅŸadığımın ne demek olduÄŸunu varın siz düÅŸünün.

Ada ile Ikea’da alışveriÅŸ etmiÅŸtik. Kasada beklerken bir bayanın bize baktığını farkettim. Göz göze geldik. Ve ben tüm öküzlüÄŸümle gözümü kaçırdım. :) Arkamdan Zerrin diye biri seslendi. Göz göze geldimiz bayan bana sesleniyordu. ÅžaÅŸkınlıkla yüzüne baktım. Adayı göstererek Ada deÄŸil mi dedi evet dedim. Ülen nereden tanıyorum diye kafamın içinde milyon soru. Eskiden tanışıyor olsam Ada’yı nereden bilsin. Eeee yeni tanışık olsam niye hatırlamıyorum.. Ben İnci Akar dedi. Ben ÅŸoktayım. Nasıl tanıdığını anlattı bana. ÖpüÅŸtük. Yıllardan beri görmediÄŸimiz 2 dost gibi sarıldık birbirimize. Beni saç modelim, bakışlarım ve Ada sayesinde tanımış. Artık nasıl bakıyorsam insanlara :)))) İnci pek ÅŸeker ve tatlı biri ama en önemlisi hayatımda gördüÄŸüm en dikkatli insan. Çok etkilendim İnci senden, bildiÄŸin gibi deÄŸil. :))

Bir de insan sürekli evde vakit geçirince saçma sapan ÅŸeyler heyecan yaÅŸatıyor onu farkettim. Mesela son zamanlarda heyecanlandığım en önemli konuların başında Bihterle Behlül geliyor. Ne olacak acaba bu Nihale merak içindeyim. :))

Bir de Pınar Hanım’dan bahsedeceÄŸim size. Bugüne kadar çeÅŸitli yerlerden organik ürün almaya çalışmışlığım, almışlığım var. Ama bir türlü istediÄŸim gibi olmuyordu. Ya ürünler çok lezzetli oluyor ama fiyatıda ciddi el yakıyordu, ya paketlenmeleri özensiz oluyor gelinceye kadar bozuluyordu,  ya da ya da ya da.. İşte Pınar Hanım’dan aldığım ürünler tüm bu ÅŸikayetlerimi çözdü. Pınar Hanım’ın çiftliÄŸi Aydın’da. Geçen hafta ilk sipariÅŸimi verdim. Kosssskocaman bir koli geldi. Domatesler ezilmesin diye tek tek gazete kağıdına sarılmışlardı. Ada ek gıdaya baÅŸladığından her sebzenin meyvenin gerçek lezzetini tatsın istiyorum. İlk kutunun içinden çıkan köy biberi, domatesi ne kadar anlatsam kelimeler yetersiz kalır. Ada’nın eline verdiÄŸim salatalıkları cork cork emiÅŸini görünce tamamdır dedim. :) Pınar hanımın hikayesini buradan okuyabilirsiniz. SipariÅŸ vermek, ürünleri görmek için Pınar Hanım’a email atıp listeyi isteyebilirsiniz..

Bu sıralarGrupanya diye birÅŸeye takıldım. Aman allahım biri beni durdursun demek istiyorum lakin her sabah gelen avantaj emailindeki avantajlardan satın almamak için kendime baskı yapıyorum. Zerrin bunu alma tamam ucuz ama alma ne yapacaksın kemerburgazdaki kuru temizleme hizmetini sen nerede oturuyorsun kemerburgaz neresi gibi gibi kendimi ikna ediyorum … Bi bakın ilginizi çekebilir.

ÖÄŸrendiÄŸim ve müthiÅŸ faydalandığım bir güzellik reçetesini paylaÅŸayım bir de. EÄŸer dirsekleriniz ya da topuklarınız sertleÅŸmiÅŸse kullanacağınız vaselin kremi alıp içine bir ezilmiÅŸ aspirini karıştırın. Ve sürün.. SürdüÄŸünüz yerler yumÅŸacık pamuk gibi olacak. :))

Hanımellerin un kurabiyesi reklamını çok beÄŸendim..

Yazı aldı başını gidiyor biliyorum. Ama bunu söylemeden bittirmeyeceÄŸim yazıyı. Yeniköyde Takanik isimli balık evinde dil balığını güveçte yiyin. Yerken Zerrin ne haklıymışsın harika bir yemekmiÅŸ bu diyin e mi.. :)

Ahmet Ümit İstanbul Hatırasını okuyorum. Pek keyfili baÅŸladı …

Saha kenarında ısınma  çalışmaları tamam, sahaya inicem yakında :)))

Yukarıdaki enginar nefis oldu… Üstte bahsettiÄŸim Pınar Hanımın çiftliÄŸinden gelen enginarlarla ve bezelyeyle yapıldı.. Tadına doyum olmadı.

Malzemeler:

4 adet çanak enginar
250 gr. parça et
1 çay bardağı bezelye
2 yemek kaşığı zeytinyağ
2 iri diş sarımsak
tuz, karabiber, kekik, kırmızı toz biber, istediğiniz baharat..

Hazırlanışı:

1- Enginarların üzerine zeytinyağını ve 1,5 çay bardağı su ekleyip haÅŸlayın. (eÄŸer düdüklü varsa ÅŸipÅŸak piÅŸecektir.)
2- PiÅŸen enginarları alın. İçine eti koyun su ve yaÄŸ içinde kalsın. Eti haÅŸlayın. Düdüklü olursa bu iÅŸte ÅŸipÅŸak olur. :) Son dakikasında bezeleyeleri ekleyin diriliÄŸini kaybetmeden altını kapatın.Altını kapadıktan sonra rendelenmiÅŸ çiÄŸ sarımsağı ekleyin. Üstüne baharatları ekleyip  karıştırın.
3- Enginar çanaklarının içine etli karışımdan koyun. Dere otuyla süsleyip mideye indirin. :) Afiyet olsun.

 

15 Nisan 2010

TAHİNLİ KEK

Kategori: Kekler-Muffinler — Misss @ 10:55

Sabah saat 8 de bir aÄŸlama sesiyle uyanıyorum. 2 saniyelik ben neredeyim kimim düÅŸüncesinden sıyrılıp anında Ada’yı sakinleÅŸtiriyorum. Rutin bezleme, besleme, gazlama çalışmalarından sonra  banyodaki aynada kendimi görüyorum.GeceliÄŸimin omuz kısmında kurumuÅŸ kusmuk gözümden kaçmıyor, saçım başım dağınık, insanlıktan çıkmaya çok az kalmış diyorum. 70 günden beri hergün yaptığım iÅŸlere koyuluyorum.

Kıbrıs’ı en çok sabahları özlüyorum. Sabah kalktığımda camı açar açmaz içeriye dolan güneÅŸi, misss gibi kokan limon aÄŸaçlarını..Yaptığımız uzun kahvaltıları.  Her sabah bir umut açıyorum pencereyi, o  güneÅŸi görme, o kokuyu duyma umuduyla. Yok yine yok. Kahvaltılar ise Ada’nın izin verdiÄŸi uzunlukta..

Ada 55 günlükken Kıbrıs’a gitmeye karar veriyoruz. Önce Ada’nın doktorunu arıyorum. izin verecek mi bakalım. Vermezse günübirlik benim gitmem gerekiyor. Hemen gidin diyor doktorumuz. Adaya çok iyi gelecek. Sana da öyle diyor. Hazırlıklara, planlamaya baÅŸlıyorum. Nelere ihtiyaç duyacağımı, bebekle uçak yolculuÄŸu nasıl geçecek paniÄŸindeyim. (Bebekle uçak yolculuÄŸu ve tatil konulu bir yazı hazırladım. Adanın günlüÄŸünü yayına sokar sokmaz bu yazıyıda paylaÅŸacağım.)

HerÅŸey yolunda gidiyor. Harika bir tatil yapıyoruz. Ada adaya gidiyor. Ada’da çok mutlu oluyor…

Bu süre zarfında bir sürü blogcu dostumla görüÅŸüyoruz. Öyle iyi geliyorlar ki İstanbul’u sevdiriyorlar bana.. Önce Gönül, Hande ve Özlem geliyorlar Ada’cığımı görmeye. Ardından Seda, Özlem, Oya, Süheyla geliyorlar. Limon kokulu Nevalimde bize katılıyor ilerleyen saatlerde.. Sonra Nalan‘ımla güzel bir kahvaltı ediyoruz. Daha sırada baÅŸka dostlar var. Sabırsızlıkla beklediÄŸim…

Ada’yla hayata uyum saÄŸlama çalışmalarımız iyi gidiyor.. Bloga ısınma çalışmalarımda gayet yolunda.. Bakın bu yazdığım yazıyı yazalı 12 gün olmasına raÄŸmen ancak yayınlayabiliyorum. :)Havalar tam ısınmadan tahinli bir tarif vermek istedim. Tahinli keki sürekli yapıyorum bu sıralar. Siz de yapıp yiyin. BeÄŸeneceÄŸinize eminim..

Malzemeler:

4 yumurta
2,5 su bardağı şeker
200 ml. krema
1 su bardağı eritilmiş tereyağ
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya (ben çubuk vanilya kullanıyorum)
1/2 su bardağı tahin
2 su bardağı un (yumurtanızın büyüklüÄŸüne göre unu biraz azaltıp çoÄŸaltabilirsiniz.)

Üstü için:

1/2 su bardağı tahin
1/2 su bardağı su
3 yemek kaşığı pudra şekeri

Hazırlanışı:

1- Yumurtaları ve ÅŸekeri güzelce çırpıyoruz. Önce krema ve eritilmiÅŸ soÄŸumuÅŸ yağı ekliyoruz. Karıştırıyoruz. Tahini de ekleyip karıştırıyoruz.
2- Un, kabartma tozu ve vanilyayı eleyip karışıma ekliyoruz. Karıştırıyoruz. Un fazla veya az gelebilir. Hamur yoÄŸun bir hamur olmalı. Buna dikkat edin. YaÄŸlanmış kek kalıbına dökün.
3- Önceden ısıtılmış 170 derece fırına koyuyoruz. Kürdan testi yapıp piÅŸinceye kadar fırında tutuyoruz.
4- Tahin, su ve pudra ÅŸekerini karıştırın. Fırından çıkmış kekin üstüne karışımı dökün. SoÄŸuduktan sonra servis yapın. Afiyet olsun.

12 Mart 2010

ÇİÇEK EKMEK

Kategori: Ekmekler, Kahvalt?l?klar — Misss @ 10:55

Sabah saat 6′da kalkacağız uçağımız saat 8′de deseler, saat 6 da kalkacağım için söylemediÄŸim lafı bırakmazdım. Uçak biletini kendim aldıysam bile kendime saydırırdım. Biletin alındığı andan gideceÄŸim güne kadar o saat 6 bana kabuslar yaÅŸatır, hergün bunalıma girer girer çıkardım, uff pufff nasıl kalkılır 6 da diye diye söylenir, söylenmeye engel olamaz kendimden tiksinirdim.. Uçağı kaçırma aÅŸamasına kadar gelirdim ..

Ben uyurken tepeme biri gelse davul çalsa, hatta bırakın birini ve bir davulu, orkestra gelse davul ve bilumum diÄŸer çalgıları çalsalar banamısın demem, horuldamak suretiyle orkestraya katılır, uyumaya devam ederdim. Hee bir ÅŸekilde davulu çalarken, davulu çalan kiÅŸi yanlışlıkla tokmağı kafama vurdu ve ben uyandım diyelim, bu seferde tekrar uykuya dalmam, uyumam pek mümkün olmazdı.

Uyurken tuvaletim geldi diyelim, tuvalete gitmemek için elimden geleni yapar, rüyamda bile kendimi tuvalette görürdüm. Israrla tuvalete gitmezdim ta ki çok kötü duruma gelene kadar. :) O zaman da gözlerimi açmaz, uyumaya devam eder gözlerim kapalı ÅŸekilde tuvalete giderdim. Bu sırada saÄŸa sola, kapıya duvara vura vura gittiÄŸim için sabah uyandığımda vücudumda bir sürü morluklar görürdüm.

Çocukkende bu durum farklı deÄŸildi. MisafirliÄŸe gittiÄŸimizde orada uyuyakalır, eve gideceÄŸimiz zaman beni kaldırmaya çalışırlardı, uyanmaz beni kucaklarında götürmelerini beklerdim. :)) EÅŸÅŸek kadar olunca, kucakta taşınamaz boyuta geldiÄŸimde ise aile büyüklerinden biri elimi tutar komÅŸudan eve gelene kadar eli tutup uyumaya devam eder, gözlerimi top patlatsalar açmazdım.

Åžimdi okuyanlar diyorki bu kız uyku ile iliÅŸkisini bize niye anlatıyor hemen konuyu baÄŸlayacağım.  Bilirsiniz bu konuda iyiyimdir :)) Åžöyleki yukarıda bahsettiÄŸim gibi bir iliÅŸkimiz vardı uykuyla. Hamile kaldığımda en büyük korkum çocuk aÄŸlayacak ve ben duymayacağım, duysamda kalkamayacağım, kalksamda kalktığım için binbir kez söyleneceÄŸim çocuÄŸa kızacağım diye düÅŸünürdüm.

Ne mi oldu? ÅžaÅŸkınlık içindeyim. Ada’nın nefes alış veriÅŸini uyurken duyuyorum, Hafif mıkırdandığında ayaÄŸa fırlıyorum, Gece 100 kez uyanıyorsam hiç zorlanmadan 101 kez uykuya dalıyorum. GüneÅŸ doÄŸduÄŸunda sabah oldu düÅŸüncesiyle gün doÄŸumunda Ada’yı izleyip ona aşık aşık dalıp gidiyorum.

Bu annelik nasıl biÅŸiymiÅŸ böyle demeden geçemiyorum.. Åžimdi de üstteki çiçek ekmekle yazıyı baÄŸlayıp kaçıyorum. Åžöyleki hani sabah gün doÄŸarken uyanıyorum ya iÅŸte o uyanmalardan birinde yapılmış, kahvaltıda miss gibi yenilmiÅŸ bir ekmek çiçek ekmek. Hıh oldu baÄŸlandı bile :) Åžimdiden yapacaklara afiyet olsun.

Malzemeler:

3,5 su bardağı un
1 küçük paket kuru maya
2 çorba kaşığı bal
1 tatlı kaşığı tuz
2/3 su bardağı süt
1/2 su bardağı su
oda sıcaklığında beklemiş 50 gr tereyağ
1 yumurta sarısı
Susam ya da çörek otu

Hazırlanışı:

1- Unu ve tuzu geniÅŸ bir kapa koyup ortasını açın.
2- Su ve sütü hafif ısıtın ılık olmalı. İçine bal ve maya koyup karıştırın.
3- TereyaÄŸ ve tüm malzemeleri unun ortasına koyup karıştırmaya baÅŸlayın. Kulak memesi kıvamına gelene kadar yoÄŸurun. EÄŸer Cıvık olursa un ekleyin.
4- Mayalanması için üstünü nemli bir bezle örtüp sıcak bir ortamda 1,5 saat bekletin.
5- Hamuru 7 parçaya bölün. Çiçek ÅŸekli verip yaÄŸlı kağıdın üzeriine koyun. 30 dakikada o ÅŸekilde mayalanması için bekleyin. Üstüne yumurta sarısı sürüp susam dökün önceden ısıtılmış 180 derece fırında piÅŸirin. Afiyet bal olsun.

Not: Üstte ki resimin açıklaması. Ada ve anası :)))

26 Åžubat 2010

DOĞUM HİKAYESİ

Kategori: Kategorilenmemi? — Misss @ 10:55

Annemle babam yanımda, 26 Ocak’ta Mesut’un annesi ve ablam geliyorlar. Doktorum 27 Ocak sabah 7-oo’de hastanede olmamı istedi. 26’sında Mesut’la yalnız geçireceÄŸimiz son gün olduÄŸunu düÅŸündüm. Yarın sabahtan sonra tüm yaÅŸamım deÄŸiÅŸecek. Heyecan, korku, mutluluk herÅŸey bir arada. Yerimde duramıyorum. Hala epiduralmi yoksa genel anestezimi olacağıma karar vermiÅŸ deÄŸilim. Hava berbat, İstanbul’un en soÄŸuk günü, sabah don olacağını söylüyor televizyonlar. Hastaneye gidemezsek ne olacak diye kaygılı evdekiler. Benim umrumda deÄŸil. :)

Son haftalarımda çektiÄŸim uykusuzluÄŸun üstüne bu heyecanla hiç uyuyamayacağımı düÅŸünüyorum. Hiç düÅŸündüÄŸüm gibi olmuyor. Mesut ve benim dışımda ev ahalisi heyecandan gözünü kırpmıyor. Biz horlaya horlaya sabahı ediyoruz.  :)

Sabah herkes kahvaltı ederken ben bir yudum birÅŸey yemiyorum.(yememem gerekiyor) Önceden hazırlanmış doÄŸum çantasına ve Mesut’un kendisi için hazırladığı çantaya son bir göz atıyoruz. OÄŸlum beni süklüm püklüm görmesin diye makyaj yapıp saçlarımı yapıyorum…

Florance Nightingale Metropolitan hastanesine vardığımızda elim ayağım tutmaz oluyor. Danışmadaki personel hemen giriÅŸ iÅŸlemlerimizi yapıyor. Bizi üst kattaki odamıza yerleÅŸtiriyorlar. Kapıya asılacak süsten, insanlara ikram edilecek kurabiye, çikolata, viski, kuru pastalar v.s. meselelerini organize etmeye, sevdiklerime görevlerini hatırlatmaya çalışıyorum. Sanki birazdan doÄŸuracak ben deÄŸilim. ArkadaÅŸlarım ve Ada’nın halası geliyorlar. Beni rahatlatmaya çalışıyorlar. O sırada birbiri ardına hemÅŸireler, hasta bakıcıları girip benim üzerimde binbirÅŸey  yapıyorlar. Kan al, ÅŸu kıyafeti giy, tansiyon ölçülsün, ÅŸu formları eÅŸiniz doldursun, ÅŸu sorulara yanıt verin. Ne olup bittiÄŸini anlamaya çalışırken anestezist geliyor. Karar verdiniz mi diyor?

Ben hamileliÄŸim boyunca hamilelik sonunda olacak ÅŸeyi (yani doÄŸumu) ayrıntılarını öÄŸrenmemek için resmen direndim. Okumadım, araÅŸtırrmadım, dinlemedim. kendimi korkutmak istemedim. Zamanı gelince hallolur gözüyle baktım. Birkaç arkadaşımla son günler sohbet ettim sadece. Gözümde canlandırmak için. O yüzden anesteziste epidural konusunda beni bilgilendirmesini istedim. Çünkü doktorumuz Mesut’unda ameliyata girmesini, bebeÄŸi birlikte karşılamamızı istiyor. Anesteziste ölürmüyüm, felç kalırmıyım gibi abuk subuk sorular sorup epidural konusunda ikna oluyorum. :) Ve hastabakıcılar gelip beni sedyeye koyuyorlar. Ameliyathaneye giderken ne düÅŸüneceÄŸimi bilemez haldeyim.

Ameliyathaneye vardığımda bambaÅŸka bir ortam karşılıyor beni. Her yer ışıl ışıl, sabahın körü olmasına raÄŸmen enerjik, arı gibi çalışan personel.  Ameliyathaneye giriyoruz. Anestesiztim bana neler yapmam gerektiÄŸini, hangi pozisyonda durmam gerektiÄŸini çok güzel ÅŸekilde anlatıyor. DoÄŸru yapmak için uslu bir kız çocuÄŸu gibi dinliyorum. HerÅŸeyi kafama kaydediyorum. Kıpırdamamam gerekiyor. Kıpırdarsam hoÅŸ olmayan ÅŸeyler olabilir. İşlem bitiyor. Çok baÅŸarılı, temiz ÅŸekilde yaptıklarını söylüyor, uzmanlar. Mutlu oluyorum. YataÄŸa uzandırıyorlar. Hala bacaklarımı hissettiÄŸimi söylüyorum. Biraz bekle diyorlar. Hazırlıklar baÅŸlıyor. Doktorum Aykan Bey geliyor. Yıllardır tanıdığım bir dostu görmüÅŸ gibi mutlu oluyorum. Aykan Bey’in güler yüzü, anestesiztin yumÅŸak tavrı beni inanılmaz rahatlatıyor. Tüm ekip dünya ÅŸekeri. BaÅŸlamak üzereler mesut’u almalarını söylüyor doktorum. Ben durun diyorum, bacaklarım, onları hala hissediyorum. Gülüyorlar. Kaldır  bakalım diyorlar. Bana göre kan kan dansçıları gibi bacağımı 90 derece kaldırıyorum. Ama görünürde kalkan birÅŸey yok. Beyin talimatı veriyor ama talimat uygulanmıyor. O sırada tansiyonumda müthiÅŸ bir düÅŸüÅŸ yaÅŸanıyor. Midem bulanmaya baÅŸlıyor, nefes alamıyorum. Anestezist başımda oksijen veriyor. bazen ilaç bu etkiyi gösteriyor, 2 dakikaya kadar birÅŸeyin kalmayacak diyor. Ben bu arada kusmakla meÅŸgulum. Ne varsa çıkarıyorum. nasıl beceriyorsam gözüme bile kusuyorum. :) Yaptığım makyajı düÅŸünüyorum o haldeyken. Beni pışpışlamaya çalışan anesteziste ve yanındaki uzman arkadaşın üstüne, ellerine kusuyorum. :) Bir taraftan beni affetmelerini söylüyorum. Bir taraftan devam ediyorum. Gerçekten 2 dakikanın sonunda birÅŸeyim kalmıyor. Mesut’u alıyorlar içeriye ve operasyon baÅŸlıyor. Mesut gelince müthiÅŸ bir güven geliyor bana, inanılmaz mutluyum. O sırada sanırım 6-7 dakika sonra minik bir miyavlama sesi duyuyoruz. :))

Sonra bir yaygra kopuyor. Ben ÅŸaÅŸkınlık içindeyim. Bu benim oÄŸlumun baÄŸrışımı. Doktorumuz Ada’nın geldiÄŸini herÅŸeyin yolunda olduÄŸunu söylüyor. O sırada yan tarafta bekleyen bebek hekimimiz ve bebek hemÅŸiremizin ellerinde Ada’yı görüyoruz. Bebek doktorumuz birazdan yanınıza gelecek,  herÅŸey yolunda görünüyor merak etmeyin diyor. Ben ise onu görmeye çalışıyorum. Mesut’a soruyorum elleri nasıl, yüzünü gördünmü, nasıl diye. HemÅŸire Ada’yı bana getirip koynuma dayadığında hayatımın bundan sonrasının aynı olmayacağını, bu ufaklık için canımı bile vermeye hazır olduÄŸumu, ona aşık olduÄŸumu anlıyorum. Dokunmaya, dudaklarımı deÄŸdirmeye kıyamıyorum. Sanki incecik bir camdan yapılmış çok deÄŸerli bir mücevher gibi izliyorum onu. HemÅŸire öpebileceÄŸimi söylüyor. Üst üste öpüyorum, misss kokusunu içime çekiyorum. Mesut’da ben de çok mutluyuz. Mesut’u ve Ada’yı yukarıya alıyorlar. Benimle iÅŸleri daha bitmedi. DikiÅŸ, temizlik iÅŸlemlerini yapıyorlar. Epiduralde unutulmaması gereken ama pek bir yerde yazılmayan ve  söylenmeyen birÅŸeyi söylemek istiyorum. Epiduralle acı duymuyorsunuz doÄŸru. Ama ne yapıldığını  duyumsuyorsunuz. Acı hissi yok. Son iÅŸlemler biraz can sıkıcı anlayacağınız. Ama bebeÄŸin geliÅŸini görmek, onun sesini duymak o an herÅŸeye deÄŸer. Bu sırada ameliyathanenin kapısı açılıyor birisi çıkarken dışardan bir ses bağırıyor kanlı ayaklarınızla dışarıya çıkmayın diyor. Ben allak bullak oluyorum. O ana kadar kan gerekirse diye düÅŸünüp duran beynim canlanıyor. Kan kaybediyorum. hemde fena halde, her yer kan, ayaklara bulaÅŸmış diye düÅŸünüyorum. Panik halde çokmu kan kaybettim. Kanım bittiyse yukarıda benimle aynı gruptan yaınlarım var hemen gelsinler çağırın, bana kan versinler diyorum. Tüm ekip kahkaha atmaya baÅŸlıyor. Ekipten biri gelip yanağımı okÅŸuyor. Sence kanın bitmiÅŸ olsa bu ÅŸekilde konuÅŸabilirmisin diyor.

Odamıza çıktığımızda tüm sevdiklerim yanımda. Herkes Ada’dan bahsediyor. Ben herkese Ada’yı soruyorum. Güzel mi? SaÄŸlıklı mı? Sorun yok deÄŸil mi? Nöbet bekliyormusunuz? (ÇocuÄŸumun çalınacağından, deÄŸiÅŸtirileceÄŸinden korktuÄŸum için evdekilere nöbet görevi vermiÅŸim) :) Bir benim annem bir mesutun annesi nöbet bekliyorlar bebek odasının başında. :) Ve Ada odamıza geliyor. Koynuma veriyor hemÅŸireler. Öyle mutlu ve huzurluyum ki onu oradan hiç çıkarmak istemiyorum. 

Belimden aÅŸağısı 3-4 saat boyunca tutmuyor. Elime bir buton veriyorlar. AÄŸrım olduÄŸu anda basıyorum. Bastıkça aÄŸrı kesici damarlımda geziniyor. Rahatlatıyor beni. Yemek olarak komposto getiriyorlar.  Refakatçi yemeÄŸi misss gibi .. Komposto ve dandik bisküviyle aç karnımı doyurmaya çalışıyorum. :) Ama ben bir kurt kadar açım. Dostlarımız telefonlarımızı hiç susturmuyor. Tüm sevdiklerimiz hastaneye geliyor. Keyfimiz yerinde.

Ada ile ilk gecemiz.. Refakatçi olarak Mesut kalıyor. Ada oldukça sakin. Sadece kedi gibi miyavlıyor arada sırada. :) HemÅŸireler arada alıp altını temizliyorlar. Åžu ana kadar gözlerini hiç açmıyor Ada, ben de hiç gözümü kapatamıyorum, her an onu izliyorum. Gece bir saatte odanın karanlığında gözlerini pat diye açıyor. Pırıl pırıl anlamak ister gibi bakıyor etrafa.. Heyecanla Mesut’a sesleniyorum. Mesut duymuyor. :) Mesut’mu benim refakatçim benmi onun refakatçisiyim anlaşılmıyor. Mesut tüm günün stresi ve yorgunluÄŸuyla mışıl mışıl uyuyor. :)