25 Haziran 2008

ROMA 4. GÜN

Kategori: Ben Bir Cezveyim — Misss @ 07:32

13 Mayıs 2008  

 

Uyandım, ayaklarım hala zonkluyor. Otel odasındaki camlarda 2 perde var. İç kısımdaki perdeyi kapadığında ses ve ışık yalıtımı saÄŸlıyor. Odanın içi kapkaranlık. Perdeyi açtım meÄŸer dışarsıda öyleymiÅŸ. Hava tamamen kapalı ve yaÄŸmurlu lanet okudum yeniden yataÄŸa döndüm. Moralim altüst oldu.

 

Kalktık oteldeki mozerrella ve ekmekle kahvaltı yaptık. Emailleri kontrol ettik. Otel yanındaki cafede çay, kahve içelim dedik. Artık raconu ve nasıl çay isteyeceÄŸimizi öÄŸrendik. :) Önce kasaya ödeme yapıyoruz oturarakmı yiyip içeceksin yoksa bancodamı onu söylüyorsun. Bir fiÅŸ veriyor. FiÅŸin üstüne minik bir bahÅŸiÅŸ koyup bırakıyorsunuz, sipariÅŸiniz ÅŸipÅŸak hazır.

 

 

 

Bu havada ne yapalım diye düÅŸündük, müze olsun hem de Roma National müzesini gezelim dedik. Otelimizden tek metroyla ulaÅŸabildik. Termini İstasyonunda indik. Resepsiyondaki hatuna harita üzerinde tarif ettirmiÅŸ, iÅŸaretlemiÅŸtik. İşaretlediÄŸi yer bambaÅŸkaymış. Ne tarafa doÄŸru gitmeliyiz diye düÅŸünürken metro istasyonunun yanındaki bina dikkatimizi çekti. MeÄŸer tam yanımızdaymış. GiriÅŸ kiÅŸi başı 10 euro. Biletler üç gün geçerli. 4-5 katlı bir müze. İstendiÄŸi takdirde 4 euroluk telefon rehberlerden alınabilir. Rehber almamaya karar verdik. Eserlerin yanlarında açıklamalar mevcut. GiriÅŸ kat heykellerle dolu.

 

 

Hepsi kafa heykelleri. Mezar için veya kiÅŸiler kendi evlerine konulması için yapılan heykeller. Oldukça gerçekçi ve çok baÅŸarılı heykeller var.

 

Gençleri okul gezisine getirmiÅŸler. O kadar ilgisizler ki. Romada dünyaya geldikleri için herbirini kıskanıyorum.. Bu ÅŸehirde sanatçı olmamaları, estetik bakış açısına sahip olmamaları mümkün deÄŸil. Gözlerini kapatsalarda o bakış açısını birÅŸekilde ediniyorlar. 

 

 

Müzede dolaşırken en çok hoÅŸuma giden bölüm İ.Ö den önceki dönemde boyanmış evlerin iç ve dış cepheleriydi. Öyle güzel resimler yapılmış, öyle hoÅŸ boyanmışki ileride evim olursa böyle resimler yapmak hatta Mesuta yaptırmak istiyorum J) Süpper korunmuÅŸ ve ÅŸahane sergiliyorlar.

 

 

DiÄŸer bölümde mitolojik kahramanlarla ilgili çizilmiÅŸ resimleri görünce ve yanlarındaki hikayeleri okuyunca masal dünyasına gidip geldim. 3 kat dolaÅŸtık geriye 2 kat kalmıştı, dışarıya çıkıp birÅŸey atıştırıp yeniden döneriz dedik. Biletlerin arkasına baktığımızda 3 gün geçerli olduÄŸunu gördük. Çıktık yakınlarda bir mc donalds vardı oraya gittik. Vatikan daki dandik rest yüzünden cesaretimiz kırıldı hiç deÄŸilse bildiÄŸimiz biÅŸi yiyelim dedik. Mesut baconlu big mc ben 2 cheesburger mideye indirdik. Çevreyi biraz dolaÅŸmaya karar verdik. Bizim Eminönünden hallice Taksimin arka sokaklarındaki dükkanlar gibi yerlere girip çıktık. Ama çevre temiz ve düzenli … Müze modunu kaybettik, yorgunluktan ölmek üzereydik otele gidip dinlenip yeniden çıkarız dedik. AkÅŸam yemeÄŸi için google mapten adres bakmamız gerekiyordu. Otele geldiÄŸimizde ayaklarımız zonkluyordu. Elimizde olan rehberde bulunan restourantları düÅŸündük. Ben reklam alınmış dandik yerlerdir diye düÅŸündüm. Haritada birkaç yer iÅŸaretledik. Virtualturist sitesinde bir restaurant önerisi vardı onu deÄŸerlendirmeye karar verdik. Aşıklar çeÅŸmesinin yakınında… Önce oraya bir bakarız beÄŸenmezsek baÅŸka yerde ÅŸansımızı deneriz dedik. Mesut çalıştı,iÅŸ yaptı , ben kestirdim. Uyandım hazırlandık, saat 19-30 gibi otelden çıktık. Daha önceki tecrübemiz 23-oo den sonra yemek bulunmadığı yönünde olduÄŸundan koÅŸturarak gittik. J Barberini durağına kadar metroyla gittik. Oradan nasıl gideceÄŸimizi yönümüzü anlamaya çalıştık. Metro durağının önünde bir sinema var bir adama aşıklar çeÅŸmesinin hangi yönde olduÄŸunu sorduk. Bizi bir yöne yönlendirdi. İngilizce bilmiyordu. Elle kolla harita üstünden anlaÅŸtık. 6-7 dakika yürüdük. THY acentası gördük. Tabelasını öpesim geldi. J Orada bir adama yeniden yönümüzü sorduk. Bize ters istikametde olduÄŸumuzu tam tersi yöne gitmemiz gerektiÄŸini söyledi. Neyse döndük tarifi aldığımız elemanın önünden geçerken tükürmek istedim, ayaklarım zonkluyor fazladan attığım her adım bana eziyet.. Aşıklar çeÅŸmesine kadar 3-5 kiÅŸiye sorarak geldik. Aşıklar çeÅŸmesi, akÅŸamda kalabalık, akÅŸamda muhteÅŸem. GideceÄŸimiz restaurantı kolayca bulduk. İçeriyi gördüÄŸümüz anda menüye bile göz atma ihtiyacı duymadık. Tam hayalimdeki İtalyan restaurantıydı. L’Archetto di Fontana di TreviVia dell’Archetto 26, Roma - Yemekleri ve menüsü mükemmel. Masalar beyaz örtülerde üstünde iÅŸlenmiÅŸ peçeteler… 2 katlı bir yer. GirdiÄŸimizde tüm masalar doluydu. Çok samimi bir yer. Alt kata iniyoruz beni bunaltıyor üst kata çıkıyoruz o sırada bir masa boÅŸaldı oturduk. Kasadaki adam dışında İngilizce konuÅŸan hiç bir personel yok. J Masaya yerleÅŸiyoruz, bizdeki gibi zeytinyaÄŸlı barı mevcut, 8-9 çeÅŸit zeytinyaÄŸlı var. Ama menüyü elinize aldığınızda 100’ü aÅŸkın makarna görüyorsunuz, 30’un üstünde pizza seçeneÄŸi var. her turist gibi uzun uzun okuyup menüyü hatmediyoruz. Karar veremiyoruz. Önden bir lt. Åžarap söylüyoruz. J)) Biz önden ÅŸarabı söyleyelim bu arada karar verelim diyoruz ama garson çocuk ingilizce anlamıyor bu söylemek istediÄŸimizi biz anlatamıyoruz tepemizde bekliyor ÅŸaraptan baÅŸka ne istiyoruz diye. Apar topar sipariÅŸleri veriyoruz. Garson çocuÄŸa spesiyal spagettilerinin ne olduÄŸunu soruyoruz. Onun önerisini Mesut’a sipariÅŸ ediyoruz. Sadece salıları ve cumaları çıkan bir spagethi. Deniz ürünlü, ben de limonlu kremalı sipariÅŸ ediyorum. Önce perperonili pizzamız geliyor. Enfes birÅŸey… İnce hamur, renkli biberler, peynirler ve üstünde zeytinyaÄŸ.. (fotoÄŸraf kötü ama koymasam olmazdı diÄŸer yediÄŸimiz makarnaları fotoÄŸraflayamadığıma zaten çok üzgünüm.)

 

 

Bu sırada arkamızdaki masaya iki Türk geliyor. Yanımızda bir çift oturuyor. Åžarap masamıza geldiÄŸinde ÅŸok yaşıyoruz. Kosskocaman bir sürahide geliyor. Ama gerçekten kocamaaan.Yanımızdaki masa (yan masa dediÄŸime bakmayın aramızda 1 karış mesafe var) çiftin erkek olanı ÅŸarap oldukça büyük diyor. Bizde istermisiniz diye soruyoruz. Kadehlerini dolduruyoruz., tanışıyoruz. Eduardo ve Silviya. Silviya Sicilyalı, avukat , Eduardo Romalı mimar. İkiside dünya ÅŸekeri sohbetleri nefis, kızın ingilizcesi benimki gibi ikimiz kör topal supper sohbet ediyoruz. Vatikana gidip gitmediÄŸimizi soryorlar. Gitmediyseniz orada arkadaşım var turistlerin giremediÄŸi bölümlere girmenizi saÄŸlayabilir diyor. TeÅŸekkür ediyoruz. Türiyeye gelmeyi düÅŸünüyorlarmış. İlk gördüklerinde Avustralyalıyız sanıyorlar. Niyeyse J Arkamızdaki masadaki Türk amca sohbete katılıyor. Samimi bir ortam oluÅŸuyor. İstanbul’da gözlük çerçeve imalatçısı fuar için gelmiÅŸler yanında oÄŸlu var. O anda farkediyoruz ki birbirini tanımayan 3 masa haralagürele sohbet ediyor. Eduardo ve Silviya’dan yemek yenecek baÅŸka rest. önerileri alıyoruz. Toplam 28 euro hesap ödüyoruz. DönüÅŸ yolunda metroya yetiÅŸmeye çalışıyoruz ama metro 23-oo de bitiyor. Otobüsle Terminiye gidip ordan aktarma yaparak otele dönüyoruz. Yatmadan once yarın Napoli planımız için internetden tren saatlerine bakıyoruz sabah 7’ye saati kurup yatıyoruz. Bakalım yetiÅŸebilecekmiyiz.

 

19 Haziran 2008

AĞZI AÇIK POĞAÇASI

Kategori: PoÄŸaçalar, Kahvaltılıklar — Misss @ 07:12

Haftasonu misafirlerimiz vardı. 2 Gün koÅŸturmaca içinde geçti. Çok keyif aldık. Umarım onlarda keyif almışlardır. Bol bol denize girip çıktık, mangal yaptık .. Ama pazartesi olup iÅŸe gitmek gerekince tüm yorgunluÄŸum üstüme çöktü. Kıpırdayamaz hale geldim. :) Ve bazı kararlar aldım mesela denizden çıkmayı redediyorum, denizde çalışmak istiyorum, bir taraftan yüzeyim bir taraftan iÅŸ yapayım istiyorum.. İstiyorum da istiyorum …İşin enteresan tarafı bana isteklerim oldukça mantıklı geliyor … :))

Havalar nasıl ısındı anlatamam.. Geceleri klimasız uyumak ne mümkün. Çılgın küpdüÅŸen sineklerimizde ortada cirit atmaya baÅŸladılar. Isırıp yakıp kaçıyorlar..

Bu sırada vızır vızır araba kullanıyorum. Soldan akan trafiÄŸe alıştım.. Dün iÅŸten çıktık arabaya binecekken arabanın dibinde 5 tane velet gördük. 4-6 yaÅŸ arası. Ellerinde poÅŸetler var. Ama poÅŸetlerin içinde ne olduÄŸunu anlayamadık. Küçük parmaklarıyla yerden birÅŸey alıp poÅŸetin içine koyuyorlar.. YaklaÅŸtıkça poÅŸetin dibinde minicik siyah biÅŸiler olduÄŸunu farkettik. O sırada fıldır fıldır gözleri olan yavru kuÅŸlardan biri ÅŸakıdı. "Abii, abii biz karınca avlıyoz. Sizin evde karınca varmı? Gelip avlayalım" O kadar ciddi söylüyorki . Sanırsınız ciddi bir proje ve o projenin satış müdürüde bu yavru.. :))) Biz gülmeye baÅŸladık.

Karşımızda "korkusuz karınca avcıları" vardı. Hayalet avcılarından sonra bir meslek daha türemiÅŸti. Bütün yol boyunca güldüm. Sonra aklıma geldi. ne kadar çok karıncalardan ÅŸikayet eden kiÅŸi var. Herkesin evine en az bir kere karınca basmıştır. Ve kurtulmak için çeÅŸitli çareler bulmaya çalışmışızdır.. "limonu tülbente sarıp küflenmesini beklemek saÄŸa sola koymak" "geldikleri yere tütün dökmek" " marketlerde satılan karınca tabletleri"  "çamasır suyu" "geldikleri yere yün tıkama" (bunuda leyyamdan öÄŸrendim) gibi bir sürü yöntem var. Ama bazı karıncalara maalesef sökmüyor. Her karınca aynı mı? deÄŸil tabii…. Çamaşır suyuna dayanan karınca olurmu valla ben gördüm. Oluyor. Beni zehirleyip devirecek çamaşır suyu karıncaya biÅŸi yapmıyor. Zaten çamaşır suyuna banamısın demeyen  o karıncayada saygı gösterip önünde eÄŸilmek lazım..

Neyse sözümü ÅŸöyle baÄŸlayacağım her yöntemi denediniz karıncalardan kurtulamadıysanız bizim korkusuz karınca avcılarını çağırabilirsiniz.. :) Onlar avlarken sizde aÄŸzı açık vaziyette aÄŸzı açıklarınızı nam-ı deÄŸer sakallılarınızı yersiniz. Gerçi benim aÄŸzı açıkların aÄŸzı oldukça açık.. :)))) Normalde azıcık açıp içini doldurmak gerekiyor. Tembel ben kestim biçtim resmen ağızları ortadan ikiye ayrıldı. :)

Tarif ninomdan. Kahvaltıya veya akÅŸam 5 çaylarına çok yakışıyor. Deneyin derim.

Malzemeler

1 Su Bardagi Ilik Sut
1 Su Bardagi Sivi Yag
1 Su Bardagi Yogurt
1 Yumurta Sarisi (Uzerine Surmek Icin)
1 Tatli Kasigi Tuz
1 Tatli Kasigi Seker
1 Kucuk Paket Toz Maya (Veya 1 Tepeleme Yemek Kasigi)
Aldigi Kadar Un (Yumusak Bir Hamur Olacak Kadar)
1 yumurta sarısı

Ic Harci Icin
250 gr. Beyaz Peynir
2 Demet Maydanoz

Hazırlanışı:

1- Ilık sutte toz mayayi eritip, butun malzemeleri karistirin ve yavas yavas un ekleyerek, yumusak bir hamur elde edene kadar yogurun.
2- Hamurun uzerine nemli bir bez örtüp, mayalanana (2 katına çıkana kadar) kadar dinlendirin.
3- Cevizden biraz buyuk parcalar koparip, top haline getirin ve yaglanmis firin tepsisine dizin.
4- Minik toplarin uzerine yumurta sarisi surup, 180-200 derece firinda uzerleri hafif kizarana kadar pisirin.
5- Bu arada harcinizi hazirlayın. Oncelikle 1 demet maydanozu rondoda iyice kiyip (ben tahtada kestim), ayri bir tabaga alin.
6- Diger maydanoz demeti ve peyniri rondoda cekin ve onuda ayri bir tabaga koyun. Pisen pogacalarinizi hemen firindan cikartip, uzerlerine havlu veya sofra bezi ortun ki kurumasin.
7- 20-30 dakika pogacalarinizi bu sekilde dinlendirdikten sonra, pogacalari enlemesine yarim ay seklinde karninda yarin. Peynirli maydanozlu harcinizdan biraz pogacanin icine, birazda kestiginiz agiz kismina surun. Daha sonra pogacanin agiz kismindaki peynirli harci, kiydiginiz maydanoza bulayip, servis tabagina alip, servis yapin.
Afiyet Olsun. 

13 Haziran 2008

İTALYA TATİLİ — ROMA 3. GÜN –

Kategori: Ben Bir Cezveyim — Misss @ 11:35

12/05/2008

 

 

Otelin yakınlarında kahvaltı etmeye karar verdik. İşe gidenlerin uÄŸradığı ayaküstü kahve ve kruasan yedikleri bir yer. Bar arkasında iki garson var. Arkada minik bir bölmede sandviç yapan bir adam.  İçeriye adamın yanına kasa içinde misss gibi yeÅŸillikler giriyor. Ben vuruluyorum. Mesut’a diyorum ki burada kahvaltı edelim, edelim de edelim. :))) Pide içinde vejetaryan sandviç söylüyorum mesut pastırmalı peynirli söylüyor. Tost makinasında ısıtıyorlar. Çalışanların hiçbiri ingilizce bilmiyor. Ama hiiiç bilmiyorlar. Biz hiç deÄŸilse ilkokuldan ortaokuldan kalma tea’nin ne olduÄŸunu biliyoruz ya da sayı saymayı biliyoruz.. :) Neyse bunlar hiiiiç bilmiyor. :))

İnce kağıtlara sarıp sandviçleri veriyorlar.  Çay istedik ama anlatıncaya kadar çatladık. Anlayan garson bize italyanca çay istiyorum demeyi öÄŸretti. Barda yemeyelim oturup takılalım istedik. Garsonların hızını tarif etmem imkansız arı gibiler. Sürekli taze kahve yapıyorlar. İnanılmaz bir müÅŸteri sirkülasyonu var. 7,5 euro ödedik.  Expresso, 2 çay, 2 sandviç.

 

 

Vatikana gitmek için yola çıktık. Vatikan ve otelimizin arasında 2 metro deÄŸiÅŸikliÄŸi yaptık. Metrodan indiÄŸimizde farklı bir ortam bizi karşıladı. Tarihi Roma’nın dışına çıkmıştık ve yaÄŸmur yüzümüze yüzümüze vurmaya baÅŸladı. Döne döne yaÄŸmurluk aramaya baÅŸladım. Yolumuzun üstünde bulunan dükkanda komik ama kullanışlı 3 euroya bir yaÄŸmurluk buldum. Diktörtgen, mavi ve bildiÄŸiniz naylon. :) Önünde vakitan ve roma yazıyor. Giydim. 

 

 

Bu sırada Vatikana geldik. Bir kuyruk görür gibi oldum. Ama hiç oralı olmadım. :) Oralı olmayarak yanlış yapmışım Çünkü o birkaç km’lik kuyruÄŸa girmek zorunda kaldık. Uppppuuuzun bir kuyruk herkes Vatikan’a girmek için bekliyor. Ben içimden daha önce rezervasyon yaptırmadığım için kendime küfür ediyorum. (Bu sırada siz siz olun Vatikana gitmeden birkaç gün öncesinden randevu alın. Tel: 0669884631 Arayıp telefonla rezervasyon yaptırabilirsiniz. Hatta kredi kartıyla giriÅŸ biletinizi alabilirsiniz.) YavaÅŸ yavaÅŸ ilerlemeye baÅŸladık. Yanımıza bir kız yanaÅŸtı. Sırada beklemek istemiyorsanız size bir önerimiz var dedi. Acaba nedir? :) Tur yapıyorlarmış ve sıraya girmeden içeri sokuyorlarmış. KiÅŸi başı 45 euro istedi. Ben 14 euro olduÄŸunu biliyorum. Kadın ısrarla biletin 25 euro olduÄŸunu söylüyor. Redettik. 1-1,5 saatde yavaÅŸ yavaÅŸ girebildik, bu sırada o kız gibi bir sürü eleman ortalıkta içeriye sokalım diye ortalıkta geziyorlar. Sonradan anladık nasıl içeriye soktuklarını bildiÄŸiniz kaynak yöntemiyle  45 euro verenleri önümüze önümüze soktular. Türkiye’de olacak kesin birkaç kiÅŸi bıçaklanır. Ama Vatikanda kaynak yapanlara huÅŸu içinde selam durduk. :))

 

 

İçeriye girdiÄŸimizde ÅŸaÅŸkınlık yaÅŸadım. Sanki özel bir firmaya girmiÅŸiz gibi bir imaj vardı. Sıraya giriyoruz bir sürü giÅŸe var. KiÅŸi başı 14 euro vererek bileti alıyoruz. Öbür giÅŸelerden telefon,telsiz ÅŸeklinde rehberlerden alabiliyorsunuz. (6 euro) Tüm eserlerin üstünde numaralar var, telefon telsizin üstüne bu numarayı tuÅŸluyorsunuz eserle ilgili bilgileri öÄŸreniyorsunuz. DiÄŸer tarafta baÅŸka baÅŸka iÅŸler :))  Enteresan bir yer. Yürüyen merdivenlerle çıkıyoruz Vatikan ülkesine… J ÅžaÅŸkın ÅŸaÅŸkın izliyorum etrafı. Vatikanın çevresindeki duvarlar Vatikanı İtalya’dan ayırıyor. Papa bu devletin başı ve vatikanın koruyucuları İsviçreli muhafızlar. Vatikanın gazetesi, bütün dünyaya yayın yapan radyo istasyonu, kendi içinde dükkanları, bankaları ve kendi pullarını kullanan bir posta hizmeti var.

 

 

Vatikana girdiÄŸimizde acıkmıştık. Gezmeye baÅŸlamadan önce cafesine gitmeye karar verdik. Kruasan ve kurabiye aldık. 2,5 euro. Dışarıya çıktığımızda nereden baÅŸlayacağımıza karar vermeye çalıştık. Kendimize göre en doÄŸru rotayı belirledik.  Çünkü Müzelerin bulunduÄŸu alan 7 km uzunluÄŸunda .

 

 

İlk Michelangelo’nun 25 yaşındayken yaptığı Pietası (Meryem’in heykeli) nin bulunduÄŸu salondan baÅŸladık. Vatikan müzeleriyle ilgili söylenebilecek tek ÅŸey nefes kesici olması. Nefesi kesilmeyecek, büyülenmeyecek insan olduÄŸunu düÅŸünmüyorum. Yürürken 4 tarafa bakmanız gerekiyor. SaÄŸa sola, yukarıya aÅŸağıya .. 

 

 

Yerler fresklerle, tavanlar kabartmalı resimlerle dolu. Sağınızda solunuzda heykeller ve resimler var. Bir tarafa bakarsanız diÄŸer 3 tarafı kaçırıyorsunuz. Kısacası Vatikan Müzelerinde rahatlıkla 1 ay geçirilir, BoÅŸ zamanınız kalmaz. Vatikan’da 1 ay yaÅŸamak için Rahibemi olsam diye düÅŸünmedim deÄŸil :)))))) Müzelerde yüzlerce heykel resim, Michelangelo’nun ve Rafael’in duvar resimlerini görmeniz mümkün. Tabi ki son olarak Sistine Åžapeline giriyorsunuz. Åžapelde Michelangelonun son yargı isimli eseri ve tavanda Adem’in yaratılışını simgeleyen resmi görmeniz mümkün. Åžapelde fotoÄŸraf çekmek, ÅŸapka takmak, basamaklara oturmak yasak. İçerde adamlar bağırıyor haberiniz olsun. :)) Çok fena kızıyorlar. 

 

 

Vatikan’dan çıktığımızda saat oldukça geç olmuÅŸtu ve biz bir atı yiyecek kadar açtık. Çok akıllı ve parlak zekalı olduÄŸumuzdan :)) Vatikanın yakınlarındaki restorantların turistik olacağını ve haliyle  kötü olacağını düÅŸündük. Ara yollara girdik. Bir restaurant menü hazırlamış ya kafamızın açlıktan dönmesinden ya da doÄŸal halimizden daldık içeri. Ben 10 euroluk mesut 13 euroluk menü söyledi. Yanına Åžarap istedik. Benim menümde pizza ya da makarna + içecek +Makedonya tatlısı mesut’un menüde  Ravioli + Milan usulü tavuk + makedonya tatlısı vardı. Åžarap dışında herÅŸey berbatdı. Ravioli ve spagettide kullanılan et çok kötüydü, servis berbatdı, Tavuk yaÄŸlı ve lezzetsizdi. Garsonlar kapıda gayet kibarlar ama masaya oturduktan sonra servis ederken bayıyorlar. İşin kötüsü baydıklarını da belli ediyorlar. :)) Masaya getirdiÄŸi servisi masaya yaklamadan 3-4 adım öteden uzatarak elinize veriyor. Tabiiii sizde almak için uzanıyorsunuz.

Makedonya tatlısını merak ettiniz deÄŸil mi J kendisi küçük doÄŸranmış meyvelerden oluÅŸan ve meyve suyu dökülmüÅŸ meyve salatası ve tabağın içinde 2 yemek kaşığı kadar var. Yani kısacası Tırto bir yemekti. (fotoÄŸraflarını bile yayınlamak gelmedi içimden)

 

 

Hala adam akıllı bir market bulamadık. Vatikandan çıkınca çevredeki maÄŸazalarda birkaç kıyafet denedim. Bir tanesinin üstünde made in turkey görünce saçma bir iÅŸ yaptığımı farkettim. :)) Metroya binip otele döndük. Otelin yanında minicik bir ÅŸarküteti bakkal olduÄŸunu farkettik. Ama bayaaa bayaaa minik. İçinde çok yaÅŸlı bir teyze ve amca var. Genelde kapalı. AkÅŸam üzeri 1-2 saat açıyorlarmış. Su, mozerella, bisküvit, v.s. aldık. İğrenç yemeklerden sonra mozerellalı sandviç yapıp otelde yedik süpper geldi :)) Ayaklarım öyle aÄŸrıyor ki tarifi imkansız…

09 Haziran 2008

LİMONLU NUTELLALI BİSKÜVİ

Kategori: Kurabiyeler — Misss @ 08:24

Yemek tarifi vermeyi özledim. :)) İtalya günlüÄŸüm devam edecek ama araya güzel bir kurabiye tarifi vermek istedim.

Tatilden geldiÄŸimden beri nasıl bir yoÄŸunluk içindeyim anlatamam. İş bir taraftan evin temizliÄŸi, valizlerin boÅŸalması bir taraftan.. Ivır dı zıvırdı koÅŸtura koÅŸtura geçiyor günler. Bu sırada tam gaz küçük cezve için uÄŸraşıyorum. inanılmaz güzel yazılar geldi. yayınlamak için heycanlanıyorum.

Hava felaket sıcak.  Arada boÅŸluklar buluncada cumburlop denize atıyorum kendimi. Cumartesi bahçe iÅŸlerine ve ev temizliÄŸine vurduk kendimizi. Cumartesi TV’de babalar günüyle ilgili reklam gördüm. Ahanda babalar günü geldi dedim. Pazar olduÄŸunu biliyorum ama kaçıncı pazar diye düÅŸünmedim. Bir de OKS sınavı olduÄŸunu biliyorum. YeÄŸenim, Serdarcım OKS sınavına girecek. Kafamın bir köÅŸesine yazdım. babalar gününü unutma, oks sınavı için Serdar’ı ara diye.

Sabah uyandım OKS sınavından önce Serdar’cığımı aradım baÅŸarılar diledim. Babamın numarasını çevirecektim ki sabah sabah aramayayım dedim. Denize gittik. Bir taraftan mesut’u dürtüp duruyorum. babalar günü bugün unutmayalım. babanı ara ara ara ara diye..

Ben önce babamı aradım. Babalar gününü kutladım. Babam biraz garipsedi ama biÅŸi demedi. KonuÅŸtuk sohbet ettik kapadım. Ardından abimi aradım onunda babalar gününü kutladım. Genel bir duraÄŸanlık var konuÅŸmalarda ama herkes kutlamaları kabul ediyor. Mesut babasını aradı kutladı. babası bugünmüydü dedi. Evet dedi Mesut. Kutlamaları zamanında yapan insanlar olarak rahatladık. Denizin keyfini çıkardık.

AkÅŸam ablam telefon etti. Zerrin bugün babalar günümü kardeÅŸim diye. Evet dedim. Reklam mı gördün sen dedi. Evet nerden bildin dedim. (EEeeee tanıyor tabii beni) KardeÅŸim babalar günü bi dahaki hafta. Sen babamı aramışsın babam babalar günü diye beklenti içine girmiÅŸ. Ben rastlantı aradım. Babam söyledi, neden babalar gününü kutlamıyorsun kardeÅŸin kutladı dedi diye.. :) Evet hafif tarihleri karıştırmışım. :))

Åžimdi bu olayda yaÅŸattığım durum sonucunda 3 hanedeki 3 baba dün babalar günü olduÄŸu düÅŸündüler. Babalar gününü kutlamayan diÄŸer hayırsız evlatlara (ki en hayırlı evlat mesut ve benim) unuttuÄŸu için kızıldı. :))) Ve ben bir daha ki pazar hangi yüzle babalar günü kutlaması için arayacağım onu düÅŸünüyorum. :)) Acaba geçen hafta sen aramıştın dediklerinde yoo o geçen seneydi diyip safamı yatsam. Anlaşılır mı sizce :)))

Bu durum benim başıma ilk kez gelmiyor. Bu sabah bu olayı arkadaşım Banu’ya anlattım. Dedi ki senin bir kliniÄŸe yatman lazım. Bu ilk deÄŸil. Alala ben unutmuÅŸum dedim. Kendisini geçtiÄŸimiz doÄŸum gününden 1 gün önce arayıp ısrarla doÄŸum gününün o gün olduÄŸuna ikna etmeye çalışmıştım. Olurmu bugün hayır yarın olamaz bugün ayol sen yanlış hatırlıyorsun diye..

Neyse ki önceki zaman diye hatırlıyorum. ya sonraki hafta diye hatırlasam ???

Åžimdi bu kurabiyelerle pek baÄŸlayabileceÄŸimi sanmıyorum ama ÅŸöyle diyim. Bu kurabiyeler benim hayatımdaki 3 babaya gitsin. Biri benim canım babama, diÄŸeri bana babalıkta yapan abiciÄŸime , diÄŸeri de mesut’un varoluÅŸunu saÄŸlayan mesut’un babasına  … Åžimdiden babalar gününüz kutlu mutlu olsun :)))))

Malzemeler:

2 adet limon kabuÄŸu rendesi
1/2 su bardağı şeker
1/2 paket kabartma tozu
1 yumurta
75 gr. oda sıcaklığından daha bi yumşak tereyağ
1 yemek kaşığı limon suyu
yeteri kadar un (bunu bir sonraki seferde ölçüp koyacağım, uydurma yaptığımdan ölçmemiÅŸim)
Nutella veya marmelat

Hazırlanışı:

1- Limon rendesini ve ÅŸekeri bir kabın içinde elinizle ovun. Limonun sarısı ÅŸekere geçsin.Limon suyunu ekleyip karıştırın.
2- Ardından içine tereyağını,kabartma tozunu, yumurtayı ekleyin. YoÄŸurun. Birbirine karışınca azar azar un ekleyin. YoÄŸurun. Ele yapışmayan kulak memesi yumÅŸaklığını elde ettiÄŸinizde unlu bir tezgahta 0,5 cm. kalınlığında merdaneyle açın.
3- Kurabiye kalıplarıyla kesin. Eğer benim ki gibi ortasını boşlukta bıracak kalıbınız yoksa şişe kapağıyla aynı etkiyi yaratabilirsiniz.
4- 160 derece fırında fazla deÄŸil 5 dakika belki daha az belkide birazcık fazla yanları hafif pembeleÅŸirken çıkarın.
5- SoÄŸumaya bırakın. SoÄŸuyan bisküvilerin içine nutella sürüp birbirine yapıştırın. Afiyet bal olsun. :)

07 Haziran 2008

ROMA — 2. GÜN —

Kategori: Ben Bir Cezveyim — Misss @ 12:13

11 Mayıs 2008   

 

 

 

Sabah uyandığımda karnım zil çalıyordu. Roma’da kaldığımız otelde kahvaltı dahil deÄŸil. Google map’ten market, rest gibi yerlerin haritadaki yerlerini iÅŸaretledik. Bizim otelimize yakın market yok ÅŸok yaÅŸadık. Daha doÄŸrusu map’te gözüken fazla market yok. Hani bizde her köÅŸede bakkal market mutlaka vardır ya .. Kendimizi sokaklara attık.

 

 

Önce colessuma kadar metroyla gittik. Burada her metro çıkışında sanırım benim aÄŸzımın suları akacak. Bayıldım bu yapıya bu görüntüye … Colesseuma çıktığımızda yollar bomboÅŸtu Pazar sabahı olduÄŸu için boÅŸ olduÄŸunu düÅŸündük.

 

 

Bol bol fotoÄŸraf çektik. Yolların boÅŸ olmasından yararlandık. MeÄŸer yolların boÅŸ olmasının nedeni bisiklet ile ilgili bir organizasyon nedeni ile kapatılmış. Bir sürü kiÅŸiyi zaten metroda bisikletleriyle görmüÅŸtük. Ben Türkiye’de metroya bisikletle binen kimseyi görmemiÅŸtim. Biz de biniliyor mu?

 

 

O yol üstünde bir sürü fotoÄŸraf çektik. Piazza Vanezadaki yapı ve heykeller beni baÅŸtan çıkarıd. Her bir heykel incelenmeli. Bisikletli gruplar Vanezada buluÅŸuyorlardı. İnanılmaz kalabalık. KeÅŸke bizde katılsaydık diye mızık mızık mızıkladım.

 

 

Sonra kahvaltı yapılacak mekan aramaya baÅŸladık. Bir çok dükkan ve mekan Pazar sabahı olduÄŸundan kapalı. Oldukça yürüdük. Asabım bozulmaya baÅŸladı. Hem açım hem yoruluyorum daha sabahın körü ÅŸimdiden yorulursam gezemem diye korkmaya baÅŸladım. Kapısında köpek olan (köpek dünya güzeliydi) bir sandviç marketde durduk. Ben pizza içi mozerellalı  sandaviç yedim. Mesut krem peynirli patlıcanlı sandviç yedi Yanına çay içmek istedik. Ama sıcak içecek servisleri yoktu. Mesut meyve suyu içti 5,5 euro ödedik. Elimizde sandviçlerle yeniden düÅŸtük yollara. Mesut’un sırtında aÄŸrı var. Sanırsam valiz yüzünden. AÅŸk çeÅŸmesini görmek için yürümeye baÅŸladık. Ayaklarımız zonkluyor bir taraftan çaysızlıktan başım aÄŸrıyor.

 

 

Bir cafe bulduk. Dışarda oturup  çay içelim istedik. AÅŸk çeÅŸmesine giderken sokağın başında, ben çay söyledim mesut expresso söyledi. Çok minik bir fincanda yudumluk bir kahve geldi. Küçük sunum tamam ama J))) bu kadar küçük … J Bana gelen çay demlikte sallama çay. Ben halimden memnunum. Mesut minnacık bir yudum içti beÄŸendi. Yanımızdaki masada oturan çiftden erkek olanı Mesut’a ÅŸekerle içmesini tavsiye etti. Kahvenin etkisinin daha fazla olacağını söyledi. Mesut geri kalan yudumu ÅŸekerle içti J Çiftle tanıştık. Almanlarmış, kadın katolik adam protestanmış. Orta yaşın üstündeler, çocukları, oÄŸulları varmış kaybetmiÅŸler.  Sohbet ettik. Türkiye’ye arabayla gelmiÅŸler. Ailemden, Almanya’dan doÄŸduÄŸumdan bahsettim. İngilizce konuÅŸurken zorlandım. BiÅŸiler geveledim J Sonuçta anlaÅŸtık. Adam barışçıl sevimli bir tip güzel bir sohbetden sonra ayrıldık. Bir yere yetiÅŸmeleri gerektiÄŸini söylediler.Anlamadık. J Hesabı ödeyip kalktık. 7,5 euro. Aşıklar çeÅŸmesini ararken bir binayla karşılaÅŸtık.

 

 

Kapıda konser olduÄŸu yazılı herkes giriyor. Bizde daldık içeriye. Sırtımdaki çantada ÅŸarap var. Çıkarmamı istediler. Kendimi alkolik gibi hissettim. Küçük bir kağıt karşılığı ÅŸarabı verdik polisler gülümseyerek aldılar. GirdiÄŸimiz yerde yürümeye baÅŸladık.   MeÄŸer burası aynı zamanda çok güzel bir müzeymiÅŸ. Binanın içi tamamen duvar resimleriyle ve süslemelerle dolu. AÄŸzımız açık resimlere bakıp tarihiyle ilgili birÅŸeyler öÄŸrenmeye çalıştık.  Galeria Borghese’ye girmiÅŸiz. Hayatımda bu kadar güzel duvar resimleri görmemiÅŸtim. Kabartma gibi gözüküyor her biri. FotoÄŸraf çekmek yasak. Sonunda konser salonuna geliyoruz. Son dakika girdiÄŸimizden oturacak yer kalmamış. Kapıda durup bir iki parça dinleyip çıktık. Alman çiftin nereye yetiÅŸmeye çalıştığınıda böylece anladık. J Galeria Borghese giriÅŸ normalde ücretliymiÅŸ ama o gün sanırız konser nedeniyle biz ücret vermeden girdik. İtalyanın en küçük müzelerinden biriymiÅŸ ama içerde gezerken size hiç küçük gibi gelmiyor. Åžarabımızı aldık çıkarken polisler italyan ÅŸarabını beÄŸenip beÄŸenmediÄŸimizi sordular. J BeÄŸendik dedik belli olmuyormu J

 

 

Yeniden aşıklar çeÅŸmesini aramaya baÅŸladık. Yanlış yöne gittik meÄŸer oturup çay kahve içtiÄŸimiz cafenin yanındaymış. J) Aşıklar çeÅŸmesinin bulunduÄŸu meydana girdiÄŸimizde aÄŸzımız açık kaldı. Böyle heybetli ve görkemli bir yapıyla karşılaÅŸacağımızı düÅŸünmüyordum. İçinde bulunan meydanın küçüklüÄŸümü çeÅŸmeyi heykelleri devasa kılıyor yoksa göz yanılmasımı anlayamadık. ÇeÅŸme aslında Palazzo Poli sarayının ön cephesi. Heykel mitolojik yaratıklardan oluÅŸuyor. Ve elbette dev bir neptün heykeli…  MüthiÅŸ kalabalık, iÄŸne atsanız yere düÅŸmez, her taraf etrafta görmediÄŸimiz seyyar satıcılarla dolu. Çantalarımızı hemen tiÅŸörtün içine sokuyoruz. Oldukça tehlikeli göründü bize. Her tarafta fotoÄŸraf çeken çekinen insanlar var. Türklerle karşılaÅŸtık. Geçerken iyi tatiller diye laf atmaktan hoÅŸlanıyorum. Kendi dilini konuÅŸan insanı yaban ellerde görmek insana mutluluk veriyor. ÇeÅŸmenin önündeki kiliseye girdik. Biraz dinlendik, aşıklar çeÅŸmesinde oturduk.

 

 

Karnımız acıktı, yürümektenmi nedir bilmem kurt gibi acıkıyorum. Çevrede bulunan fast food bir pizzacıya girdik adı gastronomia . 2 dilim pizza aldık. Mesut pastırmalı ben rokalı domatesli aldım. Sözde ısıttılar ama soÄŸuktu. 5,5 euro tuttu. Ama keyifsiz bir yemekti. İçecek birÅŸey almak için kalktık. Bir ÅŸarküteriden küçük su aldım (1 euro) aÄŸzıma diktiÄŸimde soda olduÄŸunu anladım. Su alırken aklınızda olsun kasada ödeme yaparken kasadaki kadına no gaz diye sorun? J 

Yolda yürürken kadının biri durdurdu. UyuÅŸturucuyu bırakanlar için yardım topluyorlar. Önce imza kampanyası sandık sonra yardım olduÄŸunu anladık. 2,5 euro bıraktık.

İçecek birÅŸeyler aradık yok, ne içeceÄŸimize karar veremedik. İspanyol merdivenlerine gidelim dedik. Yakındaki İspanya Elçisinin ikametgahı nedneiyle bu ismi almış.  Çok güzel sevimli bir yer. Merdivenler Trinita dei Monti’ye çıkıyor.  

 

 

Ortada gemi kalıntısı ÅŸeklinde bir havuz var. Fontana Della Barcaccia. İspanyol merdivenlerin üst tarafında tamirat mevcutdu. Çıkmadık. Havuzun kenarında oturduk. Havuzdan akan suyu gelen geçen herkesin içtiÄŸini farkettik. J Acaba içilirmi diye kafa patlattık. 5-10 kiÅŸinin ÅŸiÅŸelerini doldurduÄŸunu görünce ben de denemeye karar verdim. Soda ÅŸiÅŸesinin içine akan sudan doldurdum. Mesutla acaba hastalık kaparmıyız tedirginliÄŸiyle birer yudum aldık. Yoo gayet güsel bir suymuÅŸ dedik. Kana kana içtik. ÅžiÅŸemizi doldurduk Yürümeye baÅŸladık.

 

 

Etraftaki seyyar satıcılar arttı. Çakma marka çanta satanların hepsi zenci. Bir sokak ötede lüks maÄŸazaların bulunduÄŸu sokak var. Prada, Yves Loren, zart zurt. İnsanlar maÄŸazaların önünde durup fotoÄŸraf çektiriyorlar. Garibimize gidiyor. HerÅŸey ama herÅŸey çok pahalı. Yürürken bir ara sokaÄŸa girdik. Sokak bizim beyoÄŸlu tünel gibi. Birkaç mekana bakındık. İtalya’da hemen hemen her rest ve cafe nin giriÅŸinde menü görebiliyorsunuz. Girmeden menüye bakıp karar verip girebiliyorsunuz. Bir ÅŸarap evinde karar kıldık. Barda oturduk. OkuduÄŸumuz yazılar ve kitaplarda İtalya’da barda oturduÄŸunuzda farklı fiyat masada oturduÄŸunuzda farklı fiyat uygulaması mevcut. Masada neredeyse iki katı ödüyorsunuz. Barda hem bir sürü içki var hem de açık büfe ÅŸeklinde yiyecekler var. Önce ÅŸarap söyledik. Ben beyaz (4 euro) mesut kırmızı (6 euro) söyledik. Otururken canımız yiyecek birÅŸeyler istedi. İnce hamurlu 4 peynirli pizza istedik. 7,5 euro.

 

 

Çok keyifli ve leziz bir yerdi. Oturduk vakit geçirdik. Wc’ye girdim. Elimi yıkamak istedim, çeÅŸmeyi açamadım. J)) Uzun uzun baktım acaba sensörlümü dedim, deÄŸiÅŸik hareketler yaptım, acaba baÅŸka bir numarasımı var dedim yok açılmıyor. Deliricem. Kadının biri çıktı yan çeÅŸmede foÅŸÅŸ diye yıkadı. Dedim herhalde benim çeÅŸmem bozuk.  Çünkü kadını izledim benden farklı birÅŸey yapmıyor. Yok aynı hiç bir fark yok. Açılmıyor çeÅŸme… BaÅŸka bir kadına nasıl çeÅŸmeyi açacağımı sordum. Ayağınla bastırarak suyun akmasını saÄŸlıyormuÅŸsun. J Aklınızda olsun lavabonun altında bir zımbırtı var basarak suyu akıtıyorsun ayağını çekince kapanıyor J))) ellerimi yıkayabildim.Çıktık yürüdük öylesine dondurmacıya girdik. Ben nutellalı ve tiremisulu mesut fıstıklı aldı. Bu sefer kötü bir dondurmaya denk geldik. J ama yinede yedik. 5,5 euro.

San Poulo meydanına çıktık. Her taraf Gotiklerle doluydu. AkÅŸam konser varmış. Merak ettik. Oturduk çevreyi izledik, çok hoÅŸ bir meydan.

Otele dönmek için yola çıktık, konser için yeniden çıkarız dedik.

 

Otele giderken piramide durağında inmek istedik. Orada bulunan piramidi ve kaleyi merak ediyordum. Hem de market buluruz dedik. Hala market peÅŸindeyiz. Halimize gülüyoruz. :) 

 

 

Piramit oldukça büyük. Piramide denilen yere metroyla rahatlıkla ulaşılabiliyor. Parklar var. insanlar yeÅŸiiliklere yayılmışlar. Biz de kaleyi gören bir yere yayıldık. Biraz oturduk. MüthiÅŸ  yorulmuÅŸuz. Ayaklarım hiç bu kadar aÄŸrımamıştı. Mesut’Un birÅŸey demeyeceÄŸini bilsem hüngür hüngür aÄŸlayacağım. Ayaklarım aÄŸrıyooooooo diye. Ama demem. Dersem sabah az gezelim der. Olmaz kabul etmem :)))

 

 

Otele gittiÄŸimizde benden hiç ses çıkmadı. Gotiklerin konserine gidelim diye. Öylece susup uyudum…Çook yorulduk çook ..